Mehmetçiğin moralini yüksek tutmak esastır!

12.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Silahlı Kuvvetlerimizin Zeytin Dalı Harekâtında 20 günü geride bıraktık. Afrin bölgesinde kritik arazilerin betonarme koruganlarla, sığınaklarla, tünellerle nasıl tahkim edildiğine, teröristlerin kullandıkları araç, silah ve mühimmatın kaynağı ve niteliğine, bölgenin arazi yapısına ve iklim koşullarına, sivil halkın yaşadığı yerleşim birimlerine yaklaşılmasına, asıl önemlisi “terör örgütünün arkasındaki ülkelerin sağladığı siyasi ve askeri desteğe” bakıldığında; böyle bir harekatın kısa sürede bitirilmesinin çok kolay olmayacağı görülmektedir. Ayrıca; harekatın derinliği arttıkça yani Silahlı Kuvvetlerimiz sınırımızdan Afrin bölgesinin iç kesimlerine ilerledikçe basının harekâtı takip etmesi zorlaşmakta, bu nedenle bölgeden gelen haberler azalmaktadır. Bu aynı zamanda düşmanın olumsuz propagandası için de fırsat yaratmaktadır. Zaman ilerledikçe, bölgeden gelen bilgiler azaldıkça, şehit haberleri geldikçe doğal olarak harekatın başarısı konusunda endişeler de artabilir.

 

Bu aşamaya gelindiğinde harekatın başarısını değerlendirmek için askeri hedeflerin ele geçirilmesinin yanında, bölgeye müdahil bütün tarafların tepkilerine de bakmak gerekir. Başta ABD olmak üzere, Rusya, İran, Fransa, İsrail ve Suriye Yönetiminin - farklı amaçlarının olması ve bazılarının birbirleriyle çatışma halinde olmalarına rağmen - Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekâtından endişeli oldukları gözlenmektedir. Son olarak AB Dış İşleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’nin “Askeri operasyonun BM listesinde yer alan terör örgütlerine odaklanması gerekir. Yeni cepheler açmak çözüm değil, korkarım Türkiye’yi daha güvenli kılmayacak” ifadesi ile PYD ve YPG’nin terör örgütü olmadığını ima etmesi de bu endişeyi yansıtmaktadır. Bence bu husus, harekâtın hedefine ulaşması yolunda önemli ilerleme kaydettiğimizin bir göstergesidir. Bu bir anlamda Türkiye’nin müdahalesinin masaya taşınmaya çalışıldığını da göstermektedir.

 

Türkiye masaya oturmadan önce, ABD’nin ve bazı AB ülkelerinin PKK ile oluşturduğu ortaklığı deşifre etmelidir. Afrin’de PKK’nın uzantılarına yapılan baskı; Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak adlandırılan göstermelik grubun dağılmasına katkı sağlayacaktır. Bu baskının Münbiç’te de devam ettirilmesi dağılmayı daha da hızlandıracaktır. Bu durumda ABD ve PKK destekçisi AB ülkeleri bölgede PKK ile baş başa kalacaktır. Aynı zamanda SDG’nin asıl amacının DAEŞ’le mücadele olmadığı, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt yapılanması için kurulduğu ortaya çıkacaktır.

Devletimiz; canını ortaya koyarak hedefine ilerleyen Yiğitlerimizin başarısını boşa çıkarmamak için savaşı masada da kazanmak zorundadır. Böyle bir ortamda hangi düşünceden, hangi ideolojiden veya siyasi taraftan olursa olsun herkesin sorumlu davranması, davranışlarına ve sarf ettikleri sözlere dikkat etmesi gerekmektedir. Bu sorumluluk; başta iktidar ve muhalefet olmak üzere herkesin birlikte hareket etmesini gerektirir. Bu nedenle; düşmanın eline koz verecek söylemlerden kaçınılmalı, aldıkları dış destekle sınırlarımızı tehdit etmeye başlayan teröristlere karşı girişilen bu mücadele iç siyasi polemiklere malzeme yapılmamalıdır. Sınırlarımızın tehdit altında olduğu böyle bir zamanda, sınırlarımızı belirleyen Lozan Anlaşması’nın güncellenmesi gerektiğini tartışmaya açmak, “yiğitlik” söylemi altında kimin teröre nasıl destek verdiğini kanıtlama çabasına girmek, terörle mücadelede son 15 yılda yapılan hataları ısıtıp bir hukuksuzluk kılıfına sokmaya çalışmak, parti içi tartışmaları yatıştırmak ve dikkatleri başka tarafa çekmek için böyle bir milli meseleyi kullanmak, yurt içinde gerginlik yaratmak için her fırsatı kullanmak ve bu yollarla siyasi hedeflere ulaşmaya çalışmak uluslararası masada Türkiye’ye hiçbir fayda sağlamayacaktır. Aksine karşı taraflara koz verecektir.

 

Türkiye’nin masaya çekilmeye çalışıldığı bu zamanda yapılması gereken; PYD ve YPG’nin PKK’nın Suriye uzantısı olduğunu kanıtlamak, terör örgütünün kullandığı silahların kaynağını ortaya çıkarmak -ki ABD’nin neredeyse beş bin tır dolusu silah ve mühimmat verdiğini herkes biliyor- ve bütün dünyanın gözüne sokmak, geliştirilecek karşı tedbirlerin neler olabileceğini belirlemek, etkili yaptırım ve hukuki durum yaratmak için çaba sarf etmek, Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyarak PKK’nın bölgeye yerleşmesini engellemek için çözümler üretmek olmalıdır. Aynı zamanda Mehmetçiğimizin moralini yüksek tutmak için de herkes elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Bunun için de iktidara, muhalefete, basına, üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarına, hatta sokaktaki her vatandaşa önemli görevler düşmektedir. Vatanımızın bütünlüğünü, milletimizin birlik ve beraberliğini tehdit eden bu durum; ancak milli birlik içinde bertaraf edilebilir.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...