Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomik reform paketi

9.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Hükümetin hazırladığı kapsamlı reform paketinin detaylarını henüz bilmiyoruz. Ancak basında yer alan haberlerden edindiğimiz izlenim paketin uzun zamandır tartışılan yapısal reformları tam olarak içermediği ve bir bütünlük taşımadığı şeklindedir. Bu konuda belki teknolojik gelişmeleri teşvik eden düzenlemeleri ayrı tutabiliriz.

Türk ekonomisinin geleceği ile ilgili olarak yapılması gereken düzenlemeler bellidir.

Türkiye büyümesini bütünüyle iç talep artışına bağlamamalıdır. Geçen yıl ulaştığımız yüksek büyüme hızına, ekonomiyi canlandırmak için alınan tedbirlerin önemli bir katkıda bulunduğu doğrudur. Ancak bu büyüme modeli kalıcı ve sürdürülebilir değildir. Zaten sonuçta enflasyon haddi çok yükselmiş ve faizlerin de yükselmesine neden olmuştur. İç talepteki yüksek büyüme, ithalattaki artışın da, cari açığın yükselmesinin de ana sebeplerinden biridir. Türkiye, kendi kaynaklarını esas alan bir makul büyüme hızını belirlemelidir.

Türk ekonomisinin gelişmesindeki ana faktörler şunlardır. İhracat arttırılacak, turizm sektörü teşvik edilecek, yerli ve yabancı yatırımcılar için uygun bir yatırım ortamı sağlanacak, ara mallarından başlayarak ithal edilen ürünlerin mutlaka rekabetçi düzeyde olması kaydıyla yurt içinde üretimi teşvik edilecek, verim ve rekabet gücünü arttırıcı uygulamalara gidilecektir. Dış dünya ile uzlaşmacı bir ilişki benimsenecektir. Aksi takdirde Türkiye, kırılgan 5’li ülkeler arasında değişmeyen ülke statüsünü korumaya devam edecektir.

İhracatın sorunları uzun zamandır tartışılmaktadır. Ucuz mal üretilmektedir. İhraç ürünlerinin yapısındaki ileri teknoloji payı çok düşüktür. Teşvikler de, proje bazında değil genel bazda verilmektedir. Hükümetin bu konularda yeni düzenlemelere gidecek olması sevindiricidir. Elbette, bu önlemlerin sonuç vermesi uzun zaman alacaktır. Ancak yine de bir yerlerden başlanmalı ve uygulama titizlikle denetlenmelidir. İhracatımızın yarısını gerçekleştirdiğimiz AB ülkeleri ile bir uzlaşma zemini mutlaka sağlanmalıdır.

Turizm, ülkemizin döviz kazandırıcı sektörleri arasında ilk sıralardadır. Ancak ülkemizin güvenli olmadığı yolundaki algı sürmektedir. Pahalı turistler gelmeyi istememektedir. Türkiye’nin terörle mücadelesindeki haklı kararlılığı da negatif dış algıyı arttırmaktadır.

Uygun, karlı, güvenli, yargı bağımsızlığı gibi ilkeleri içinde barındıran bir yatırım ortamı hem yerli ve hem de yabancı yatırımcılar için son derece önemlidir. Özellikle, doğrudan yabancı yatırımcılar bu ilkeleri olmazsa-olmaz olarak öne sürmektedir. Geçtiğimiz yıllarda 20 milyar doları geçen doğrudan yabancı yatırım girişleri, şimdi 10milyar doların altında seyretmektedir. Olağanüstü hal koşullarının sone erdirilmesi ve normalleşmeye gidilmesi önemlidir.

Türkiye, büyüme hızını ve büyümeyi destekleyecek mekanizmalar belirlerken, dış kaynak maliyetini de göz önünde bulundurmalıdır. ABD’de enflasyonun ve buna bağlı olarak faizlerin artacağı yolunda işaretler vardır. Tarım dışı işsizlik % 4,1 e kadar gerilemiştir. Vergi indirimleri alan orta ve alt gelir grupları tüketimlerini arttıracaklardır. İstihdam ve ücret artışları da aynı katkıyı yapacaktır. 1,5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin edilen alt yapı yatırımlarının da ekonomiye ve iç talebe canlandırıcı etki yapacağı enflasyonu arttıracağı ve sonuçta faiz hadlerinin yükseleceği düşünülmektedir.

Türkiye’nin başta terör olmak üzere birçok sorunla karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Ancak bu durum, ekonominin ihmal edilmesi anlamına gelmemelidir. Bu itibarla hazırlanan ekonomik paketin bir an önce açıklanması ve iyi anlatılması çok önemlidir.

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test