Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye ile AB ülkeleri insan farkları…

9.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye uzun yıllardır Avrupa Birliği (AB) ile aynı birlik organizasyonunda yaşamak için mücadele veriyor. AB üyeliği bizim için zaman zaman kuvvetlenen, zaman zaman da azalan bir istekle cereyan ediyor. Şu anda olduğu gibi… İsteriz veya istemeyize yakın davranışlarımız devam ediyor.

AB içinde sözü pek geçmeyen ülkelerin çoğu bizim tam üye olmamızı destekleyen açıklamalar yapıyorlar. Ancak, asıl ağa baba olan Almanya, Fransa, Hollanda ve Kuzey AB ülkeleri ise Türkiye’nin üyeliğine karşı duruyorlar ve Türkiye’yi oyalama çabası içindeler. Gerçek tablo budur.

Geçmiş yazılarımda da ifade ettim. Türkiye AB’ye tam üyelik şansını geçmişte iki defa yakaladı. Bunu kullanma iradesi bir yana, reddetti.

 

Peki, biz gerçekten bu AB’ye girebilecek miyiz? Sorunun cevabına gelince: Mümkün değildir. Ama oyalanıp duruyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde “İstemezseniz söyleyin, yolumuzu çizeriz” açıklaması yaptı. Bunun anlamı “Bizi oyalamayın”dır ve haklı bir tepkidir. Ancak biz de AB’ye üyeliği hem isteriz hem de istemeyiz tavrı içindeyiz.

Çünkü demokrasinin olmazsa olmaz değerlerini bugün değil yıllardır bir türlü yerli yerine koyamadığımızda ortadadır.  

 

Peki gerçekler nelerdir?

 

AB’nin söz sahibi ülkeleri Türkiye’nin tam üyeliğini istemiyor. Bunu da her fırsatta ifade ediyorlar. Peki Neden? En büyük sorun, Türkiye’nin "Müslüman” olmasıdır. Hıristiyan dünyası, İslam dininin dünyada algısının kötüleşmesi için şu anda el birliği ile çanak tutmaktadır.

İkinci sebep ise, ülke nüfusunun kalabalık olmasıdır. Türkiye 80 milyonluk nüfusa sahip ve her yıl da artıyor. Bu gidişle AB ve Orta Doğu’nun en kalabalık ülkesi olacaktır. Bu kalabalıkta bir Türkiye’yi

toplulukta asla görmek istemezler. Çünkü pasta payları azalacaktır.

Onların istediği, gelişmiş bir pazarı olan, tüketimi fazla Türkiye’yi uzaktan sevmektir. Bunun yanında, ülkemiz insanlarının dini yaşayış tarzları, düşünce ve yaşam tarzları, demokrasi ve insan hakları davranışları, ülkenin hukuk düzeni gibi gerçekleri de göz ardı etmemek gerekiyor. AB ülkelerinde bu saydığım ilke, değer ve mantaliteler çok farklı yaşanıyor ve yaşatılıyor.

 

AB ülkelerinin bazıları, Türkiye’nin tam üyeliğine "Evet " dese de, sözü geçenler “Dışarıda kalsın ama yanımızda olsun” diyenler için ne yapsak etsek tavırlarını değiştirmemiz mümkün değildir.

Bu nedenle, Danimarka, İngiltere ve İtalya gibi üç ülkede görev yapmış tecrübeli biri olarak söylüyorum. Menfaatleri koruyan bir tarzda, ekonomik, siyasi ve sosyal koşullara zarar vermeyen bir pozisyonda olmalıyız. Menfaatler çizgisinde birlikteliğe devam etmek tercihimiz olmalıdır.

Kanımca, ortaklığımızın gereken şartlarını ihmal etmeden ve tamamlayarak Norveç gibi bir statünün tarafımızdan uygulanması şartlarının aranmasında fayda vardır.

Ülkeler arasında dostluk olmaz

 

Ülkeler arasında her zaman ve her an çeşitli olaylar ve anlaşmazlıklar olabilir. Bunların olmaması esastır, tercihtir. Ancak hiç bir zaman iki taraf arasındaki "Kapıları" kapatmak olmayan bir diplomasinin varlığı ve işlemesi esastır.

Ülkeler arasında "Dostluk" izafidir ve hatta yoktur. Tek ortak konu "Milli menfaatlerdeki uyuşmalardır", ortak çıkarların paylaşımıdır.

Kimse kimsenin ne dini, ne ahlaki, ne ekonomik, ne de siyasi tutumlarında hislerini ortaya koymadan yaşar giderler.

Ülkemiz ne yazık ki yıllarca ülkeler arasındaki “Menfaati”, “Dostluk, Ortaklık” ile karıştırdı. Hissi ve duygusal davranması hataları beraberinde getirdi.

Türkiye için yol, ortak akılla, demokrasi, insan haklarına saygılı, çevreyi koruyan, kırmızı çizgilerini doğru tespit etmiş, hukukun üstünlüğü ve milli değerlere saygılı bir yol çizerek yürümektir.

Ekonomik ve sosyal yaşamı güçlü bir Türkiye kurmaktır. Türkiye insanı hassastır, biraz tevekkeldir, dürüsttür, sabırlıdır ancak ne zaman ne yapacağı da pek belli olmaz. Padişahlıktan gelen, tek bir şahsı yücelten ve tabi olan yapıda ve tercihlerinde ağırlıktadır. Bunların en büyük çaresi olan bugünkü "EĞİTİM SİSTEMİMİZİN" değişmesi, sorgulayan ve geleceği görebilen bir nesil yetiştirmemisdir.

Türkiye’nin en önemli sorunu "Eğitim" sisteminin toptan ıslahı ve yeniden düzenlenmesidir. AB ise bir ütopyadır. Haydi hayırlısı diyelim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test