“Atatürk’ü sevmek ibadettir!..”

15.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yazımın başlığı, Cumhurbaşkanlarımızdan, Atatürk’ün başbakanlarından Celal Bayar’ın sözüdür!..

Tarikatlara, cemaatlere, “1950 sonrası siyasette tabandan başlayıp, yukarılara doğru tırmanarak etkin olma yoluna açan” siyasetçidir de Celal Bayar!..

Celal Bayar, bu sözü ile, cemaatlere ve tarikatlara “yol yordam göstermiştir”; hem de “onların anlayacakları” dilden; “İbadettir!..”

Bu sözün anlamı derindir; Bayar diyor ki, tarikatçılara, cemaatçilere, Türkiye’de siyasi İslam’ı “Atatürk’ü din düşmanı olarak gösterip, Atatürk düşmanlığı üzerine kuran” ve de “Laikliği kafirlikle eşitleyen” kişilere, gruplara; “Bu zihniyetle bir yere varamazsınız. İktidar olsanız bile, iktidar kalamazsınız. Anadolu, ‘Atatürk düşmanlığını kabul etmez’, Anadolu insanı Atatürk’ü sever, sayar. Anadolu’daki milyonlar için ‘Atatürk’ü sevmek bir ibadettir’, unutmayın!..”

Ne yazık ki, Bayar’ın herkese yol gösteren bu sözü, hatta “Bayar’ı onursal liderleri mertebesine yükseltenler tarafından bile unutulmuş” ve bugünlere gelinen ortamda, “Sağ – sol ayrışmacılığından başlayıp, etnik ve inanç bölünmelerine kadar varan ve ülkeyi de, ülke insanını da fevkalade rahatsız ve huzursuz eden çatışmalardan çok daha tehlikeli” bir noktaya ulaşılmıştır; “Atatürk’ü canı kadar sevmek ve ona bağlı olmak / Atatürk’ten nefret etmek ve ona düşmanlığı siyasi İslam’ın temel taşlarından biri yapmak!..”

“Bu nefreti ve düşmanlığı yapanları müsamaha ile karşılamak, onlara sempati ile bakmak, dahası devletin anayasasında ve kanunlarında yazılı hükümleri işletmemek, bu yönde adaletin ataletine göz yummak” çizgisine oturulması ile, ne yazık ki, rahmetli Bayar’ın “hassas ve büyük anlam taşıyan öğüdünün unutulması ve tutulmaması” yüzünden, karanlık ve dipsiz  bir uçurumun eşiğine vardığımız görülmektedir!..

Herkes ama herkes bilmelidir ki; “Anadolu insanı Atatürk’ünden vazgeçmez!..”

Herkes ama herkes bilmelidir ki; “Atatürk’ü sevmeseniz bile, onu saymak zorundasınız. Zira o Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve modern / çağdaş Türk Devleti’nin mimarıdır!..”

Herkes ama herkes bilmelidir ki; sosyal medyada attığı tivitle “Ona ‘istilacı’ diyen bir adamı”, ülkenin bugün içinde bulunduğu böyle bir ortamda, “en hassas davalardan birine ‘bilirkişi’ olarak atayan” zihniyet, kabul görmez ve bu zihniyetin sahipleri, ister hakim olsunlar, ister savcı, bugünden vicdanlarda hesap vermeye başlamışlardır!..

Elbette “varsa” ki, var; “bu zihniyetlileri koruyan ve kollayan” siyasi kadroların da hesabını, yarınlarda Türk halkı “seçim sandığında” kesecektir; yaşayacak ve göreceğiz!..

Neden “cumhuriyet” savcısı?..

Sevgili Ali Naili Erdem ağabeyimiz anlattı, aklımda kaldığı kadarı ile yazmaya çalışayım:

“Bunalımlı günlerdi, sıkıyönetimler vardı, durmadan gözaltılar, tutuklamalar yapılıyordu. Meclis toplantısından çıkmış, kulise doğru yürüyorduk. Rahmetli İsmet Paşa, koluma girdi ve bana dedi ki; ‘Bak Ali Naili, biz bu cumhuriyet kurulurken, ‘onu kime emanet edeceğiz’ diye çok düşündük, çok tartıştık. Sonra da dedik ki; ‘Savcılara emanet edelim. İşte onun için savcılara ‘Cumhuriyet savcısı’ dedik. Savcılar, Cumhuriyetin Savcısı olmalı ve öyle davranmalıdır.’ Ülkenin bunalımlı, gözaltılı, tutuklamalı dönemlerinde hep İnönü’nün bu sözlerini hatırlarım. Böyle dönemlerde en büyük görev savcılara düşer, tabii Cumhuriyet’in savcılarına, Cumhuriyet savcılarına!..”

İçim sızlayarak, yüreğim yanarak ve de ellerim titreyerek yazıyorum; “Bugün İnönü’nün kastettiği ve de Ali Naili Ağabeyimizin anlattığı ‘Cumhuriyet’ savcılarından kaç tane var acaba, işbaşında?..”

Acı ama gerçek!..

187 Gündür açlık grevi yapan ve “hapishane / hastanede yatan” Nuriye Gülmen ile Semih Özakça için eylem yapanlar, bir de pankart açtılar; “Nuriye ve Semih yalnız kalmasın!..”

Ve davanın savcıları da bu kampanyaya hemen katılı verdiler; “Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın 18 avukatını gözaltına aldırdılar”; anlaşılıyordu ki, Gülmen ve Özakça’nın “yalnız kalmasını” onlar da istememişlerdi!..

Şenol Hoca!..

Porto önünde Beşiktaş’ı seyretmeye doyamadım. Avrupa Kupaları’nda yıllardan beri özlediğimiz “böyle bir galibiyet” için sana teşekkür ediyoruz, Şenol Hocam; “Beşiktaş’ın içinden de, medyasından da, hatta taraftarından da gelen ağır ve olumsuz baskının altında” bile, takımına böyle bir futbol oynattığın, böyle muhteşem bir galibiyet aldığın ve bizleri geçen Çarşamba gecesi yatağımıza “yüreğimiz iftiharla, gururla dolu olarak” yatırdığın için!..

“Kutluyorum” demek yetmez, “Alkışlıyorum” demek yetmez, “Teşekkür etmek” de yetmez. Sen ve talebelerin “neredeyse bütün Avrupa’nın üzerimize geldiği” bir süreçte, “Türkün vereceği en büyük ve en anlamlı cevaplardan birini”, Dünyanın dört bir yanında “maçı TV’lerden izleyen milyonların önünde” verdiniz; “Biz Türkler varız ve hep olacağız, saygı duyun!..”

Binlerce ve binlerce defa öpüldün, Hocam!..

Cevabı zor bir soru!.. 

Biz her şeyi söyleriz, hakaretler yağdırırız, ama onlar “bir şeyler söyleyince”, kıyameti koparırız; ne nankörlükleri, düşmanlıkları kalır, ne had bilmezlikleri, ne şunları, ne bunları!..

Biz hep haklıyızdır, onlar hep haksız; hadi diyelim ki, “Haçlı Seferlerini devam ettiren yabancılar bu muameleyi hak ediyor” ve iyi de yapıyoruz, amma…

“Aynı muamele ülke içinde yüzde 48.5 oy alanlara” da yapılıyorsa, “Yabancılar hak ediyor” sözüne inanmak isteyen Türk halkının, “inanan” bir bölümünü bir tarafa bırakalım, ama “öteki” bölümünü nasıl ikna edeceğiz?..    

Sözün Özü

Ölen bir TC vatandaşını, bir anayı “gömdürmemek için” önce 9 – 10 kişilik bir grup, sonra onların çağrısıyla yüzleri aşan bir kalabalık mezarlıkta saldırıya geçiyor, cenazeyi mezardan çıkarıp, memleketi Tunceli’ye götürüyorlar; nerede istihbarat, nerede tedbir, nerede polis? “Her şey olup bittikten sonra”, olay yerine İçişleri Bakanı geliyor, valilik açıklama yapıyor, hükümet sözcüsü devreye giriyor; bu hazin ve acı tabloya bakın, siz. Kendi kendime soruyorum; Türkiye Cumhhuriyeti Devleti, “akrabalık ve soyadı sebebiyle durumu hassas olduğu ortada olan bir cenazeyi bile koruyamayan devlet” durumuna nasıl düşürülür; bunun hesabı sorumlulardan sorulmayacak mı?..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...