İzmir... İzmir... Bazıları güzel ama olmayanlar da var...

15.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İzmir, yaşamın zirvede olduğu bir şehir. Mutlulukların ve acıların paylaşıldığı, kendine özgü bir yaşam tarzı olan modern bir şehir. Daima gündemde; bazen kıskançlıkla, bazen de imrenerek bakılıyor bu şehre...

İzmir’in kurtuluşunun da kutlandığı haftada şehirde hareketli anlar yaşandı.

İzmir, tarih boyunca hep ilklerin şehri olmuştur.

Uyumların şehri... Mesela Büyükşehir Belediye Başkanı popüler bir insan: Aziz Kocaoğlu. Ve milletvekillerinden bir tanesi, iktidarın iki numarası, şu anın Başbakanı: Sayın Binali Yıldırım. Siyasi yaşam uyumlu giderken, ne oldu bilinmez, Belediyenin ve Demiryollarının, yani Hükümetin örnek bir ortaklığının yeni bir ürünü ile ilgili törende tatsız bir sahnenin içinde buldular kendilerini.

Ben her ikisini de beğenen ve başarılı bulan bir kişiyim. Üzülmedim desem yalan olur...

Zira örnek bir ortaklığa bilinmeyen eller adeta sabotaj yaptı...

Ortak olanları ayırmaya, düşman etmeye kalktı. Bence bu olayın “provokatörleri” ortaya çıkarılmalı...

Neyse ki iş bir iki atışma dışında son buldu.

Ancak ben, bizleri ayrıştıran bu güçlerin oyununa çok çabuk gelen bir millet ve fertler olduğumuz için, yaklaşan seçimlerde daha büyük işlerin başımıza açılacağından korkuyorum. İş kanlı sahnelere kadar gider ki, bu çok aleyhimizde olur.

Halbuki töreni yapılan İZBAN, İzmir’in malı. Senin mi, benim mi gibi saçmalıkların konusu olamaz. Uluslararası Taşıma Birliği’nin dünyaya örnek bir projesi... Çok güzel... Herkesin katkısı var...

Yanlış olan nedir?

Olaylar her zaman yaşanabilir, siyasetçilerin ve yöneticilerin ilk görevleri tahrik ve teşvik değil, yatıştırma ve önlem almaktır.

Bu olayda Aziz Bey’e yapılanın anında bastırılması gerekirken, her iki tarafın da heyecanlanması ve gülümsemeler, işin şeklini değiştirdi.

Bu tip yanlışlar, yöneticilerin tecrübesizliği yanında toplumsal olayların olabileceği gerçeğini tahmin ederek tedbir almama alışkanlığı ve yeteneksizliği olsa gerek.

Halbuki iki partinin de insanları ve yerel parti yöneticileri hemen ortaya çıkıp susturma yapsalardı tatsızlıklar olmazdı.

İnşallah bu örnek olur bir daha tekrarlanmaz... Çünkü gidişat önlenemez ise neticelerinde ağır faturalar ödenir ve toplum, onu ikiye bölünmek isteyenlerin doğrultusunda bölünür, düşmanlıklar artar.

Sayın Kamran İnan’ın bir sözünü hiç unutmam, sinesinde “millet düşmanının” en çok olduğu bir ülkedir Türkiye. Özellikle din alet edilerek bu düşmanlıklar tarihsel olarak kaşınıp durur. Bizim millet de anlamazlıkta devam eder durur. “Allah sonumuzu hayır etsin” demekten başka bir çaremiz yok.

Ben bu olaydan ötürü çok üzüldüm. İki sevdiğim insanın karşı karşıya getirilmesinden utanç duydum. Yapanları kınıyorum. Müdahale etmekte gecikenlerle tedbir alamayan yetkilileri de.

Gelelim İzmir’in kurtuluşuna.

9 Eylül, İzmir’de Yunan’ın denize döküldüğü tarihtir, Türkiye’nin selametinin bir sembolüdür...

Bu defa şimdiye kadar görmediğim hacimde bir coşkunlukla, kilometrelerce yürüyen kortejlerle ve millet sevgisinin akıp gittiği coşkunluklar ile “Atatürk” sevgisinin sokaklara taşıp bıkmadan yorulmadan, İzmir marşının söylendiği bir 9 Eylül gün ve gecesi yaşadı İzmir.

İşte Türkiye’nin Batı ucundaki bu coşkunluk, millete ve dış mihraklara bir ders mahiyetinde algılanmalıdır.

İzmir, Türkiye’de “demokrasi ve hürriyetin”, modern yaşam tarzının yaşandığı bir şehirdir. Burada gittikçe coşkulu törenler devam edip gidiyorsa bunun bir anlamı olması gerekir. Türkiye’de bazı şeyler yanlış ise İzmir tepkisi coşar ve milli şuur ve toplumsal tepkiler artar.

Umarım ve temenni ederim ki İzmir’in her olayı bir ders olmalıdır siyasetçilerimize ve yöneticilerimize.

Türkiye uzun ince bir yolda, çelme ve tuzakların olduğu bir zemindedir. Lütfen uyanık olalım derim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...