Cumhuriyetin 100’üncü yılının yerel yönetimleri

15.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

‘İnsaNomi – İnsan Odaklı Ekonomi’ köşemizin sürekli ve dikkatli okurları anımsayacaklardır; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde gerçekleştirilen ‘Adalet Yürüyüşü ve Mitingi’nin ardından; bu köşede ‘Muhalefetten beklenen’ başlığıyla yer alan yazımızda; anayasa referandumundaki ‘Hayır’ kampanyasıyla rüştünü kanıtlayan ve ‘Adalet’ etkinlikleri ile daha da büyüyen muhalefete, bir dizi öneride bulunmuştuk.

Genel anlamda ‘Cumhuriyet ve Demokrasi Programı’ adını verdiğimiz bu çalışmanın, yerel yönetimler ve 2019 yerel seçimi ile ilgili ayağını, bir başka yazımızda ayrıntılı olarak ele alacağımızı vurgulamıştık. Gündemin yoğunluğu nedeniyle bu konuyu işlemekte geciktik. Şimdi ‘Adalet Kurultayı’nın ardından, giderek daha da önem kazanan ‘2019 yerel seçimi ve belediyeler’ konusunu irdelemek ve gündeme taşımak istiyoruz.

Cumhuriyet ve demokrasi programı

Önce, o yazıda nelerin altını çizmiştik, gelin bir anımsayalım… 16 Nisan referandumunun rövanşı olacağı düşünülen 2019 seçimlerine; muhalefetin, cumhuriyet ve demokrasi değerleriyle örtüşen, çağdaş demokratik parlamenter sistemi hedefleyen bir programla hazırlanması gerektiğini belirtmiştik. Muhalefetin işbirliğiyle oluşturulabilecek böylesi bir programın, cumhuriyeti ve demokrasiyi yeniden inşa etmeyi; ülkenin ve halkın can alıcı sorunlarına çözümler getirmeyi amaçlamasının altını çizmiştik.

‘Cumhuriyet ve Demokrasi Programı’ olarak adlandırılabilecek bu temel belgenin; yeni ve çağdaş bir anayasa ile siyasi partiler ve seçim yasası önerilerini de içermesini ve 2019’da, muhalefetin, halkın önüne, üçayaklı bir ‘toplumsal sözleşme’ ile çıkmasının önemini vurgulamıştık. Bu yeni toplumsal sözleşmenin, referandumda ‘Hayır’ı savunan ve ‘Adalet Yürüyüşü’ne destek veren siyasal çevrelerin ve toplum kesimlerinin ortaklaşmasıyla hazırlanması gerektiğinin de altını çizmiştik. Ayrıca, bu çalışmaya koşut olarak, başta ekonomi ve dış politika olmak üzere güncel konular üzerinde çalışacak ‘Ekonomi ve Siyaset Atölyeleri’ni önermiştik. Muhalefeti eylemsel planda canlı kılacak ve kitlelerle buluşturacak ‘Toplumsal Kampanyalar’ düzenlenmesi önerimizi de bu çalışmaya eklemiştik.

2019 sürecinde çok önemli bir dönemeç olacağını öngördüğümüz ve muhalefet için bir kaldıraç işlevi görebileceğini düşündüğümüz 2019 Mart yerel seçimi ile ilgili düşüncelerimizi ve önerilerimizi de bu yazımızda paylaşmak istiyoruz.

Cumhuriyetin kentleri ve belediyeleri

Halkımız 2019 seçimlerinde, ülkemizi cumhuriyetin 100’üncü yılına taşıyacak yönetimleri ve kadroları belirleyecek. Bu tarihsel derecede önemli bir seçimdir. Önümüzdeki dönemde ülkemiz ve kentlerimiz, Cumhuriyetin 100’üncü yılına yakışacak çağdaş ve demokrat bir siyasal anlayışla mı yönetilecek? İşte temel soru ve sorun budur. Bu da 2019 Mart yerel seçiminin ana stratejisi olmalıdır.

Günümüzde bütün dünyada kentlerin ve yerel yönetimlerin önemi artmaktadır. Ülkelerin yazgılarını ve yönetimlerini belirleyen, en azından etkileyen toplumsal dinamikler de buralarda mayalanmaktadır. 15 yıldır ülkemizi yöneten siyasal anlayışın, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, öncelikle yerel yönetimlerde kök saldığı unutulmamalıdır.

Bir başka önemli gösterge de ‘16 Nisan Anayasa Referandumu’nun ortaya koyduğu sosyolojik gerçeklerdir. Ülkemizin geleceğine yön verecek büyük kentler, eğitimli ve genç nüfus, ‘hayır’dan yana ağırlığını koymuştur. Bu çok kıymetli sonuç, gelecek adına umudumuzu yenilemiş ve büyütmüştür. Şimdi bu umudu körüklemek gerekiyor. Bizce, siyasal iktidarı değiştirip ülkeyi esenliğe çıkaracak temel dinamik de işte buradadır. Muhalefete büyük üstünlük ve özgüven kazandıran bu gerçekten hareketle yerel seçime hazırlanılmalıdır.

Yerel seçim ve yerel dinamikler

Ana muhalefet CHP, diğer muhalefet güçlerini de çevresinde derleyip toparlayarak, kentlerin yerel toplumsal dinamiklerini hareketlendirip ortaklaştırarak, ‘Cumhuriyetin 100’üncü yılının kentleri ve belediyeleri’ programını hazırlamalıdır. Partinin yerel örgütleri, yerel toplumsal dinamiklerle bütünleşerek, kentlilerle birlikte bu hedefe kilitlenmelidir. Cumhuriyetin 100’üncü yılının kentleri, belediyelerin 2019-2023 çalışma ve hizmet programları, halkımızla birlikte ortaklaşa ve ortak akılla hazırlanmalıdır.

Yerel yönetimler konusunda solun, sosyal demokrasinin oldukça zengin bilgi ve deneyim birikimi vardır. Örneğin 15 yıl önce, 2004 yerel seçimlerine hazırlanırken, bizim de aktif görev aldığımız CHP İzmir İl Örgütü’nce hayata geçirilen ‘İzmirlilerin yerel yönetimlerden beklentileri araştırması’; yerel yönetimler çalışma grupları, proje atölyeleri örgütlenmesi; 2003-2004 yıllarında İzmir’de oluşturulan, partililere ve parti dostlarına yönelik ‘İzmir Yerel Yönetim Okulu (İZYO)’ çalışmaları ilginç deneyimlerdir. Bütün bu konular, üniversitede yerel siyaset, yerel iletişim ve yerel yönetimler konularında çalışan eşim Prof. Dr. Ferlâl Örs ile birlikte ortaklaşa hazırlayıp yayımladığımız kitapta yer almaktadır (YERELGE - Toplumsal Belediyecilik - Yerel Yönetimlerde Üretkenlik, Katılımcılık ve Toplumsal İlişkiler / Ferlâl Örs, Mehmet Şakir Örs / Etki Yayıncılık)

Bu arada son bir not olarak bir öngörümüzü paylaşmak istiyoruz. Kanımızca, iktidar için yerel seçim daha büyük risk taşımaktadır. Bu riski göze alamayıp, seçim takvimi ile oynayarak, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimini yerel seçimin önüne alacaklarını düşünüyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...