Hekimlik 3 konu ve üç öğüt!...

15.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Toplum sağlığı açısından birkaç “önemli” konuya birden kısa kısa değinmek. Yıllardır yazıp geldiğim, ama insanlarımızda hâlâ bir değişim görmediğim konularda. Bir hekim olarak tekrar tekrar yazmaya devam görevim.

Yeni emekli dostlarda epeyce sık gördüğüm bir durumla başlayayım: Depresyon; çağımızın hastalığı. En fazla ilaç tüketimine neden olan hastalık. Bazen intihar etmeye kadar giden ve şiddet öğeleriyle sarmallı, bazen de kolu kanadı kırık insanın yaşama küsmesi olarak ortaya çıkıyor. Kadınlar daha gerçekçi olduklarından nispeten daha kolay adapte olabiliyorlar ama bu depresyon türü erkeklerde de kadınlarda da görülüyor.

Bacağınız kırılınca nasıl bir doktora gidiyorsanız veya ağzınızdan kan gelince hekime koşuyorsanız; süregelen moral bozukluğu, durgunluk, aşırı saldırganlık türünden sorunlar hissedince de gidin!  Veya etrafınızdakiler bu tür işaretleri sizde gördülerse gitmemekte direnmeyin.

Emekli olana kadar “ev – iş” bir rutin oluşur.  Eğer çalışırken bir hobi veya hobiler geliştirmediyseniz emeklilik aniden gelir. Bugünden yarına sizden daha çok vaktini evde geçiren eşinizin hükümranlık alanına – evde tek başına rahat etme sürecine- ortak oluyorsanız, bu çok anlamlı bir değişiklik demektir. En sağlıklı şeylerden biri spor yapmak; aşırıya kaçmadan mesela her gün 20 dakika yürüyerek başlayın ve haftada bu süreyi ancak beşer dakika arttırın.

Yaz boyunca yanlarında su taşıyan insanları görürüz sık sık; bu gerekli mi? Bu sadece yeni bir moda veya TV’de gördüğünüz ağır spor yapanlara özenme.  3 – 5 saatlik bir gezide yanınızda su taşımanıza gerek yok, böbrekleriniz yeterince ayar yapar ve sağlığınız açısından hiçbir farkı olmaz.

Susamış olarak su içmek de hoş bir histir. Ve arada susayacak kadar su içmemek faydalıdır.

Ne kadar su içmek gerekiyor ve de ne zaman? Günde 2 – 2,5 litre su içmek faydalıdır. Böbrek bilimcilere göre günde 3 – 4 kez su içmek yeterli. Eğer ağır spor yapmıyorsanız, yani örneğin maraton koşmuyorsanız veya özel bir tedavi görmüyorsanız. Ağır sporda saatte birkaç kez su içmek gerekebilir, terden su kaybını dengelemek için.

Vücudun susuz kalması vs gibi bir olay öyle 5 – 6 saatte ve normal aktivitede olmaz. Turistlerin ellerindeki su şişeleri, genelde suyu ucuza bakkaldan aldıklarından ve turistik kahve vs gibi yerlerde yüzde yüz pahalıya su almak istemediklerinden. Veya bilgisizliktendir. Yani yudum yudum günde 8 – 10 kez su içmenin, ağır spor yapmıyorsanız, sağlık açısından bir artı değeri yoktur. Yazın sıcağında da bu böyledir!

Bazı dairelerde, bankalarda 23 dereceye ayarlı klima görürseniz ikaz edin. İnsanı hasta eder.  İklimlere alışarak yaşamak en sağlıklısı. Klima nemi düşürünce 27 derecede de rahat edersiniz. Klimayı 20 dereceye ayarlamak, hastalığa davetiye çıkartmak demektir.

Evinizde, arabanızda da ayni şey; 20 dereceye ayarlamanın mantıklı bir yanı yok. Sağlığınıza da, kesenize de yazık. Aradaki elektrik faturası farkı yüzde yüz civarında olur. Küresel ısınmada küçük adımların toplamı büyük farklar yaratır. Kullanılan su ve elektrik miktarı, kaç santral daha yapılacağının kararını verir neticede.

Yani başka bir deyişle birkaç termik santrali daha mı yapılacak, bir atom santrali daha mı kurulacak?  Bu sorunun yanıtı hem kendi kullanımımızı, hem kesenizi, hem de sağlığınızı ayarlamaktan ve de bilinçlenmekten geçer.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...