Ekonomik büyümeye dair bazı yorumlar

15.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomimizde bu yılın ilk çeyreğinde kaydedilen % 5,2’lik büyümeden sonra ikinci çeyrekte de bu eğilimin sürmesi ve % 5,1 oranında bir büyümenin gerçekleştirilmesi elbette sevindiricidir. Büyüme; yatırım, üretim, ihracat, istihdam ve refah demektir. Hafta içinde büyümenin karşılaştırmalı rakamları, sektörler itibariyle dağılımı, büyümenin kalitesi ve gelecek ile ilgili çok sayıda veri yayımlandığı için, bunları tekrar etmekte yarar yoktur. Bu itibarla konu ile ilgili bazı genel nitelikte yorumlar yapmakla yetinmeye çalışacağız.

Büyümenin temel sektörlerin hemen tamamında sağlanmış olması önemlidir.

Sanayide artış % 6,3 (% 5,1’lik büyümeye katkısı % 1,28), tarımda artış % 4,7 (büyümeye katkısı % 0,19) ve hizmetlerde artış %5,7 (büyümeye katkısı % 1,27) olmuştur.

Yılın ilk çeyreğinde büyümenin itici güçleri kamu ve özel sektör harcamaları iken, ikinci çeyrekte büyüme oranını yukarıya çeken sektörler özel ve kamu yatırımları ile ihracat olmuştur. İkinci çeyrekte özel ve kamu yatırımlarındaki artış % 9,5 ve % 5,1’lik büyümeye yaptığı katkı % 2,9 dur. Ancak bu alandaki büyümenin çok önemli bir bölümünün inşaat sektöründeki yatırımlardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Çünkü sabit sermeye yatırımlarını oluşturan makine ve teçhizat yatırımları % 8,6 oranında gerilemiştir. Bu yatırım sektöründeki 4 dönemdir gerileme yaşanmaktadır. Bu durum, alınan önlemlerin henüz tam anlamı ile yatırıma dönüşemediğinin göstergesidir. İnşaat sektöründe ise arz fazlalığından söz edilmektedir.

Büyümenin giderek ihracat odaklı hale gelmesi sevindiricidir.

İhracatta sağlanan % 10,6’lık artış, büyümeye % 2,25’lik bir katkı sağlamıştır. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa ekonomisindeki toparlanma, önemli bir pazar olan Rusya ile ilgili olumlu gelişmeler, Kredi Garanti Fonu düzenlemelerinin getirdiği ekonomik canlılık, bu tür kredilerin Eximbank tarafından ihracatçılara da uygulanır hale gelmesi, Merkez Bankası’nın reeskont kredi hacmine yaptığı euro cinsinden günlük ek katkı, bu tür kredi maliyetlerinin çok düşük olması gibi gelişmeler ihracata ivme kazandırmıştır. Ancak ihracatın yapısında herhangi bir değişiklik yoktur. Yüksek teknoloji içeren ürünlerin ihracat kalemleri içindeki payı artmadıkça ihracatın uzun vadede rekabet gücü kazanması ve bunu sürdürmesi kolay olmayacaktır. Dış ticaretin diğer ayağı olan ithalat ise ikinci çeyrekte % 2,3 oranında artmış ve büyümeye % 0,57’lik negatif bir katkıda bulunmuştur.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, yılın birinci çeyreğinde ekonomik büyümeyi etkileyen kamu ve hane halkı harcamaları ikinci çeyrekte hız kesmiştir. Kamu harcamaları % 9,7 lik artıştan eksi % 4,3 ve hane halkı harcamaları % 3,6 dan % 3,2 ye gerilemiştir. Bir başka deyişle kamu harcamaları, büyümeye negatif bir etkide bulunmuştur.

Geçen yıl kullandırılmaya başlanılan Kredi Garanti Fonu kaynaklı 200 milyar TL’yi aşan kredilerin, KDV indirimlerinin, SGK primlerinde ve bazı vergilerde yapılan tahsilat ertelemelerinin bu yıl ki büyüme oranlarına ciddi boyutta olumlu katkı yaptığı açıktır. Bazı ekonomistler bu katkının % 5 civarında olduğunu tahmin etmektedir. Önemli bir konu bu tür desteklerin devam edip etmeyeceği veya bunların yerine hangi teşviklerin konulacağıdır. Çünkü sürdürülebilir olmayan, sürekli iniş-çıkış gösteren büyüme oranları belirsizliği arttırmaktadır.

Uluslararası finans kuruluşları Türkiye’nin 2017 yılındaki büyüme tahminlerini yukarıya doğru revize etmektedir. Nitekim Amerikan yatırım bankası J.P.Morgan tahminini % 4,6 dan % 5,3’ e ve uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs % 5’ten % 7’ye yükseltmiştir.

Türkiye, büyümenin finansmanı açısından da çok olumlu bir ortam içindedir. ABD Başkanı Trump’ın büyük harcamalar gerektiren yatırımlarını gerçekleştirememesi, buna eklenen son kasırganın getirdiği milyarlarca dolarlık yük, ekonomik büyümenin beklenenden düşük kalması gibi nedenler ve Avrupa ile Japonya’da devam eden parasal genişleme, bu ve benzeri sebeplerle FED’in faiz artırımını erteleyeceği beklentisi, sıcak paranın gelişmekte olan ülkelere ve bu arada ülkemize akmasına sebep olmuştur. Bu durumun daha ne kadar devam edeceği bilinmemektedir. Ancak, sıcak para akışının devamında ve çeşitli mali desteklerin piyasaya verilmesinde dikkat edilmesi gereken başka hususlar da vardır. Bunların başında faiz hadleri ve enflasyon gelmektedir. Büyüme oranları ile bu ekonomik parametreler arasında denge sağlanması son derecede önemlidir. Merkez Bankası’na epey iş düşecek gibidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...