Süleymaniye Camii

29.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kurban Bayramı'nı yaşadığımız bu hafta, Süleymaniye Camii'nden söz etmek istiyorum.

Hani yedi yıl süren inşası sonrasında, Kanuni Sultan Süleyman'ın açılış merasiminde; "Bu ulu mabedi Sinan açsın! Zira en çok emeği geçen O'dur." diyerek anahtarı Sinan'a uzattığında Sinan'ın Padişah'a; "Padişahım Hattat Karahisari bu camiyi hatları ile tezyin ederken gözlerini kaybetti. Âmâ oldu. Bu şerefi O'na bahşedelim." demesi üzerine, Padişah'ın izniyle açılışını Karahisari'nin yaptığı Süleymaniye Camii beş asırdır İstanbul'un semalarında gündüzleri güneş, geceleri ayın on dördü gibi ışıldamaktadır.

Süleymaniye Camii'ni tasvir eden şiirinde Arif Nihat Asya diyor ki:

Ne mutlu çevrene, ne mutlu bize

Ki seçmişsin ülken diye bu yurdu

Ey sanat, gerçekten Ulu Tanrı'nın

Bir evi olsaydı, böyle olurdu.

Süleymaniye Camii, mimari bir şaheserdir. Yalnız bizim için değil dünya mimarisi için de bir şaheserdir. Her taşında bir anlam olan Süleymaniye'nin dört minaresi, on şerefesi vardır. Dört minare, İstanbul'un fethinden sonra dördüncü padişahı, on şerefe ise Osmanlı'nın onuncu padişahının simgesidir.

Beş yüz yıl önce Süleymaniye Camii inşa olduğunda, atanacak olan imamda nitelikler aramışlar. Zira İstanbulluların, sahibi Sultan Süleyman, mimarı Sinan, hamuru ise imandır diye adlandırdıkları Süleymaniye Camii için Yahya Kemal, "Bir zamanlar hendeseden (matematik) abide zannettim" der ve ekler; "Abideleri de insan yapar. İnsanı abideler değil. "

Devam edelim Yahya Kemal'den:

Görebilsin diye sonsuzluğu her yerde iyi,

Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kutsi tepeyi

Taşımış harcını gazileri, serdariyle

Taşı yenmiş nice bin işçisi, mimariyle

Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne

Uhrevi bir kapı açmış buradan gökyüzüne.

İmam'da aranan nitelikleri uzun uzun sıralayacak değilim. Ne var ki önemli kabul ettiğim altı niteliği zikretmeden geçemeyeceğim!

Müspet bilimleri ve yüksek ilimleri bilecektir.

Arapça ve Farsça'yı mükemmel bilecektir.

Latince bilmesi de icap eder.

İslam'ın yüceliğini ortaya koyabilmesi için mukayeseli dinler ve dinler tarihini bilecektir.

Ata binmesini bilecek, bugünün deyimiyle sportmen olacak dolayısıyla sıhhatli olacaktır.

Güzel giyinecek ve kendine uygun güzel bir hanımla evli olacaktır.

Süleymaniye Camii’nin İmamı'nda beş yüz yıl önce aranan nitelikler uzayıp gidiyor…

Vazgeçtim Süleymaniye Camii İmamı'ndan, doğudan iki, batıdan bir dil bilen bugün kaç devlet ve siyaset adamımız var?!.

Mimar Sinan'ın o şaheseri yarattığı çağın insanlarının her birinin alanında müstesna şahsiyetler olduğunu hatırlayalım.

İşin başında Kanuni Sultan Süleyman…. Sedarette Sokollu Mehmet Paşa…. Edebiyatta Baki…. Denizcilikte Barbaros Hayrettin Paşa…. Adalette Ebussuud Efendi…. Hat Sanatında Karahisari…. Cam Tezinatında Sarhoş İbrahim….

Elbette böyle insanların varlıklarıyla şereflendirdikleri cemiyetin İmamı'nda bu niteliklerin aranması olağandır. Zira insanlar mensubu oldukları cemiyetlerin aynasıdırlar.

Mehmet Akif diyor ki:

Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi

İki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek

Ancak hadi gel yapalım şunu geri desen

Bir Sinan, bir Süleyman gerek.

Nice Bayramlarda beraber olabilmek ümidiyle. . .

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...