Türkiye’nin endişesi olan üç konu

17.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülke olarak potansiyeli olan bir devlete sahibiz. Ancak kuruluş yılları sonrasında, özellikle 1950 senesinde güya “demokrasiye” geçiş gerekçesiyle gittikçe sendeleyen siyasi hayatı ile maalesef bugün ayrımların içine düşmüş durumda.

Halbuki asgari müştereklerde birleşilmiş olunsa idi bu sonuca varılması mümkün değildi. Özellikle NATO’ya giriş sevdası ile başlayan dönemde Amerika’nın ve Avrupa ülkelerinin Türkiye'ye kurmaya başladığı tuzakları anlamada güçlük çekildi ve ayrıştırma ve geriletme çabalarına mani olunamadı.

Dikkat ediniz, çok iyi dostumuz olan Amerika Birleşik Devletleri bugün sınırlarımızı değiştirme sevdasını açık açık ortaya atmakta ve tatbikatını yapmaktadır.

İşte birinci ENDİŞE...

Evet, Türkiye’nin sınırları değiştirilmeye çalışılmaktadır. Peki, bundan önce neler yaptılar? Özellikle toplumu kabak gibi ikiye bölme çalışmalarında bulundular ve buna devam etmektedirler.

İşte ikici ENDİŞE...

Bunun için de dış güçler dini cemaat ve tarikatlara girerek bunları Kuran ve Allah yolundaki gerçeklerden uzaklaştırıp, adeta ticarethane şeklinde milletin inançları ile oynayarak maalesef birbirine düşman etmekten geri kalmadılar.

Bütün İslam alemi devletlerinde kullandıkları metot bu oldu.

Şu anda toplumumuzda, gittikçe yüce dinimizi dejenere eden davranış ve söylemler başını almış gitmektedir. 

İş en sonunda “FETÖ” gibi dünyanın istihbarat servislerinin yaptığı, bugüne kadarki en acımasız devlet yıkma ve casusluk olayına kadar getirerek ülkemizi kalkışmanın içine sürüklemişlerdir.

Devlet ve milletin aklı galebe çalmış, iş başlamışken bertaraf edilmiştir. Ama tahribatının iyileşmesi zaman alacaktır.

 

Batının ikiyüzlülüğü...

 

Amerika ve AB ülkeleri şu anda adeta Türkiye düşmanlığı ve karalamaları ile ayrıştırmaların kaynağı olmuş durumdadır. 

Bundan kim zararlı çıkacaktır?

Hiç şüphe etmeyiniz...

Bu işin kaybedeni AB ve Amerika olacaktır. Sonuçlar ise Orta Doğunun karışması ve yeni bir İran/Rusya liderliğindeki girişimlere dayanacaktır.

Üçüncü endişeye geliyorum şimdi.

AB ülkeleri ve Amerika’nın bu isabetsiz politikaları devam eder, Türkiye’de İktidar değişmelerini destekler veya ayrımcılık ve ülke halkını birbirleri ile kutuplaşmalarını teşvikte devam ederlerse, Türkiye elbette kendi yolunu tekrar düşünecek ve kuracaktır. Batı bunu niye yapmaktadır?

Burada bir sorunun cevabının ne olduğunu araştırmak gerekmektedir: Batı ülkeleri ve dünya güçleri neden Türkiye’den ve Türklerden korkmaktadırlar?

Evet, bunun için tarihe bir göz atmak kafidir. Türkler üç yüz yıl dünya hakimiyetini kurmuş ve yaşatmış bir ülkenin mensuplarıdır.

Tarihte muhtelif zamanlarda 16 devlet kurmuşlardır.

Ne zaman zafiyete düşseler, bir şekilde tekrar devlet olmayı becermişlerdir.

İşte bütün “Türk” düşmanlığının ilk ve en önemli sebebi budur. 

İkincisi ise “İslam’ı” seçmeleridir. Diğer dinlerin mensuplarının ve kuruluşlarının yadırgadığı ise budur.

Peki, ne olacağız?

Evet, Türkiye bugün bir kıskaç altındadır. Direnmektedir. Uzun ince bir yol üzerinde sıkıştırılmak istenmektedir.

Yapılması gereken ise tek kelime ile “AKIL, İDRAK VE TARİHSEL” tecrübelerin ışığı altında, soğukkanlılıkla durum değerlendirmesini “işbirliği” içinde yaparak selamet yolunu bulmaktaki maharetten geçmektedir.

Göreceksiniz, Türkiye bunu başaracaktır. Başaran ise Türkiye’nin tarihindeki yerini alacaktır.

Yolumuz, kuruluş yıllarının düşünce, mantık ve tecrübelerinin rehberliğinde yapılacak seçimdeki isabet ile açılacaktır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...