Karadeniz'i unutmayalım

21.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu hafta sizlere Karadeniz'de barış üzerine bir ufuk turu yapmaya çalışacağım.

Günümüzün Karadeniz havzasında güvenlik endişesi, Rusya ile batı dünyasını karşı karşıya getirmiş bulunmaktadır.

Oysa hâlâ, her şeye rağmen Karadeniz bugün bir güvenlik koridoru olarak kabul görüyorsa, bunda Montreux Sözleşmesi'nin payı büyüktür. Zira Montreux Sözleşmesi'yle Karadeniz'de kıyısı olmayan devletlerin savaş gemileri için çeşitli sınırlamalar mevcuttur. Gene gemilerin kaldıkları süreyi, müsaade edilen tonaj miktarını, sayılarını, Karadeniz'de yapabileceklerini ve yapamayacaklarını sınırlayan Montreux Sözleşmesi, Boğazlar yoluyla ve Karadeniz'e uzanan deniz geçişiyle stabilitenin unsuru olmuştur. Bu düzenlemedir ki, seksen yıldır Karadeniz bir barış denizidir.

Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle Karadeniz kıyıdaş ülkelerinden Romanya ve Bulgaristan'ın NATO ve AB üyesi olması dengelerde değişiklikler oluşturdu. Rusya bunu NATO-AB ortak stratejik girişimi ve Rusya'yı zayıflatma politikaları olarak değerlendirdi. Buradan duyduğu endişe Rusya'yı güvenlik ve askeri strateji açısından tedirgin etti. Bu tedirginlik ve bu endişeyi arttıran bir başka neden de gaz ve petrol kaynaklarının bu bölgeden geçmesidir. Dolayısıyla Rusya'ya göre Karadeniz'in güvenliği aynı zamanda Kafkasya'nın da güvenliği demektir. Rusya, Karadeniz'i koruma altına alamaması halinde Batı'nın krizi Kafkasya'ya taşıyacağından endişe ediyor.

 

Buraya kadar Rusya'nın muhtemel endişelerini dile getirdim
Romanya, Bulgaristan gibi Karadeniz'e kıyısı bulunan ülkeler; "Münih Doktrini"nden duydukları güvenlik endişesiyle Ahbazya, Güney Osetya, Transdinyester, Ukrayna ve Suriye'de yaşananlardan rahatsızlardır. Onların da içinde bulundukları endişenin Karadeniz'in güvenliği açısından giderilmesi önemlidir. Karadeniz'de oluşturulan "Blackseafor" bu şüphenin, bu endişenin eseridir.

Ortaya koyduğum bu tablo karşılıklı güvensizlik varsayımları üzerine geliştirilen bir senaryolar serisidir.

Şimdi bizlere düşen karşılıklı güveni oluşturacak ortak çözümlere ulaşmak, böylece istikrarı sağlamaktır.

Dolayısıyla Karadeniz'i bir barış, istikrar ve refah denizi haline getirmek yolundaki ortak idealimize her zamankinden fazla yakın olduğumuz cihetle, bugün kendimize güven duymamız için her türlü imkan mevcuttur.

Bunun için; önceliğimiz, ekonomik işbirliğimiz olmalıdır. Ancak böylelikle halklarımızın ve hükümetlerimizin arasındaki karşılıklı güveni kolayca arttırabiliriz.

Özel sektörümüzün ve girişimcilerimizin potansiyel ve dinamizmini seferber ederek genişleyen bir pazar ekonomisi ile zenginleşmeye yönelmeliyiz.

Paylaşmakta olduğumuz bu coğrafya çağdaş ihtiyaç ve realitelere cevap verebilecek imkanlara sahiptir. Aynı zamanda çağdaş fırsatlara da cevap verebilecek nitelikte yeni işbirliği şekillerinin geliştirilmesini sağlayacak projeler de hedefimiz olmalıdır.

 

Zira Karadeniz Bölgesi, Avrasya jeopolitiğinin merkezidir.
Eski çağların efsanevi İpek Yolu'nun, Bir Kuşak-Bir Yol projesiyle hayata geçirildiği bugünlerde modern ulaştırma ve iletişim şebekeleriyle, Karadeniz bölgesi Avrasya'nın doğu ve batı uçlarını birbirine bağlamaktadır. Gene bu projede Karadeniz Bölgesi Uzak Doğu'yu yakın kılacak bir imkana da sahiptir. Zira Baltık ülkeleriyle Balkanlar, Balkanlarla Kafkasya ülkeleri Çin'den Londra'ya uzanan ekonomik coğrafyanın merkezinin Karadeniz bölgesi olduğunun farkındadırlar. Bu da küreselleşmenin, yeni bir bütünleşme oluşturacak Bir Kuşak-Bir Yol projesiyle refaha ve barışa yeni bir kapının aralanmasına vesile teşkil edecektir.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar