Devi uyandırdılar!..

26.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır


Zerre kadar akılları, iz’anları, insafları, vicdanları olsa, “kazmak istedikleri kuyuya kendilerinin düşeceğini” anlarlardı!..

Dahası, “uyuyan devi uyandıracaklarını” anlar, “dev uyanınca” da, “kendilerinin arkasında duracağını sandıklarının hiçbirinin arkalarında olmayacağını” akıl ederlerdi!..

Bitmedi; birazcık akılları olsa, “uyanan” devin, aslında Referandumdaki “yüzde 48.5’luk ‘Hayır’ devinden de büyük olacağını” tahmin edebilir, sezebilir,  kendi ayaklarına kurşun sıkmazlardı!..

Bu dev, “Atatürk sevgisi ile dolu” milyonlar, milyonlar, milyonlardı. Bu dev, Atatürk’e saygı ile dolu, “ona inanan” Türk insanıydı, Türk halkıydı!..

Bugünlere kadar, Büyük Atasına karşı yapılan eleştirilerin dozunun giderek arttırılmasını “sabırla” karşılayan, “sesini çıkarmayan” Dev, eleştirilerin hakaretlere dönüştürülmesi ve de hakaretlerin “hayasız ve vicdansız” bir seviyeye getirilmesi”, daha kötüsü yargı ve yürütme başta “devletin sessizliği ve hareketsizliği” üzerine “Yeter artık” diye silkinmiş ve ayağa kalkmıştı.

Artık herkes biliyor ki; eğer, “akılsızlıklar, aptallıklar, iftiralarla, hakaretlerle devam ederse”, o devin uyuyacağını sanmak, akılsızlığın, aptallığın üzerine tuz dökmek olacaktı; yapanların vay hâline!..

Dahası, devlet de artık bu konuda “en tepeden, en dibe kadar” daha dikkatli, daha hassas olmak zorundaydı. Zira “yüzde 48.5’u çok geçen” devin, yaklaşan yerel ve genel seçimlerin sandığına “kızgın, öfkeli ve kararlı gitmesi”, bugün ülkeyi yönetenlerin, iktidarın ve partinin hiç de işine gelmezdi, gelmeyecekti!..

Ne derdi atalarımız; “Bir musibet, bin nasihatten iyidir!..”

Aslında “Büyük Atanın izinden yürüyenleri” bu çirkin ve hayasız tablo çok üzmüştü, ama sonu, “hayırlı oldu”; Dev, bir daha uyumamak üzere uyandı!..


Yandı, bitti, kül oldu!..

Ey MHP’liler, ey Ülkücüler iyi okuyun, iyi anlayın; “Ortaklık bitti, haydi başka kapıya” misali, “ortada bırakılacağınızın ilk işareti” geldi.

Buyurunuz, ne diyor genel başkanınız Devlet Bahçeli; “FETÖ ile mücadelede kafa karışıklığına, ikircikli tavırlara, hatırlı isimlerin korunmasına hiç gerek ve yer yoktur. Bu doğru ve ahlaki de değildir. Aksi olursa milli vicdanda çukur açılacaktır. Şunun yakını, bunu damadı demeden, bunların gözünün yaşına dahi bakmamak şarttır. Şu işe bakınız ki ortada siyasetçi yoktur. Bakan, başbakan veya cumhurbaşkanı olması muhtemel kimseden bahis açılmamıştır. Yer yarılmış FETÖ'nün siyasi ayağı yerin dibine geçmiştir. Cumhurbaşkanı, ‘Gözünün yaşına bakmayacağız, isterse babamın oğlu olsun’ görüşündedir. Biz bu görüşü isabetli buluyoruz. Artık bahane tükenmiştir.”

Soruyorum; Genel Başkanınız “Doğru mu” düşünüyor; biliyorum, “Evet” diyeceksiniz; “Doğru mu” konuşuyor, biliyorum, “Evet” diyeceksiniz.

Cumhurbaşkanı, ne cevap veriyor, Genel Başkanınızın bu sözlerine; “AK Parti, FETÖ ile mücadele konusunda elinden gelen gayreti gösteriyor. Elde somut bilgisi, belgesi olan var mıdır? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın damadının yargıya intikal etmiş bir durumu var. Bizim burada müdahale etmemiz söz konusu değil. Kaldı ki beraat değil denetimli serbestlik var. Yargılanma süreci devam ediyor. AK Parti’yi kimse bu konuda suçlayamaz, kimsenin hakkı da, haddi de değildir. Herkesin kendi içine baksın, kendi içindekilerini temizlesin.”

MHP’liler, Ülkücüler, peki, şimdi bu sözlere ne diyeceksiniz?..

Benim aklıma, başta Genel Başkanınız, Yardımcıları, Genel Sekreteri, Grup Başkan vekilleri başta “ne diyeceğiniz” gelmiyor ama, “Genel Başkanınız Bahçeli başta düşürüldüğünüz durumu” anlatacak bir “70 yıl önce ezberlediğim çocukluk tekerlemesi” geliyor, bilmem ki ne dersiniz:

- Komşu, komşu!

- Huuu, huu!..

- Oğlun geldi mi?

- Geldi.

- Ne getirdi?
- İnci boncuk.
- Kime kime?
- Sana bana.
- Daha kime?
- Kara kediye.
- Kara kedi nerde?
- Ağaca çıktı.
- Ağaç nerde?
- Balta kesti.
- Balta nerde?
- Suya düştü.
- Su nerde?
- İnek içti.
- İnek nerde?
- Dağa kaçtı.
- Dağ nerde?
- Yandı bitti, kül oldu...

Sözün Özü

Bu haftanın sözü, siyasetimizde “yeni bir sayfa açılırken” Hazreti Muhammed’ten; “Allah bana farzları yapmamı emrettiği gibi, istişare yoluyla insanları iyi idare etmek, insanlara iyi davranmak, onlarla iyi geçinmek, onlara mültefit olmak, onları kazanmak, gönül alıcı olmak gibi içtimâî kaynaşmayı sağlayacak davranışları dahi emretti” - (Suyuti, Hasaisu'l-Kübra s.125)


Öneri!..

Meclis Başkanı İsmail Kahraman, milletvekillerine gönderdiği bir mektupla, “57 yıllık binamız ihtiyacı karşılamamaktadır. Gazi Meclisimiz, devletimiz ve misyonumuzla mütenasip bir binaya kavuşmalıdır. Zaman içinde böyle bir binanın gerçekleşmesi temennisiyle” demiş.

Ben milletvekili olsam, sayın Başkana “Teşekkür eder”, şu cevabı gönderirdim; “Anayasa değişikliği ile Meclisimize lâyık görülen konum ve misyon, aslında bizlerin ‘home – ofis’ çalışmamızın yeterli olacağını göstermektedir. Halkımız, bugünkü binayı bile bize çok görürse, haksız olmaz!..”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar