Takiye

26.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye ilginç bir döneme giriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, artık Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) genel başkanlığı şapkasını da taşıyor. Bu yeni gelişme, alışık olmadığımız bir durum. Halkın alışıp alışamayacağını, ya da kabullenip kabullenemeyeceğini ise zaman gösterecek.

Yaşanan bu gelişme, gözlerin bir kez daha AKP’ye çevrilmesine neden oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden parti genel başkanı seçildiği son kongrenin ana sloganı ‘demokrasi - dönüşüm - reform’ oldu. Aslında bu sloganın çağrıştırdıklarını sorgulamak için, öncelikle AKP’nin 15 yıllık iktidarına bakmak gerekiyor. Hani ‘ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz’ atasözündeki gibi…

5 yıllık iktidar
AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda, biz bir grup siyaset gönüllüsü, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Örgütü’nde aktif olarak politikayla uğraşıyorduk. O dönem, CHP’nin, İzmir metropolünde, 3 ilçe ve birkaç belde dışında belediyesinin olmadığı, imece ve özveri yıllarıydı… Basmane’de, 9 Eylül meydanına bakan ve partinin mülkü olmayan bir dairede, bin bir zorlukla siyasi çalışmalarımızı sürdürüyorduk. Sonraları, günümüzdeki il merkezini partiye kazandırmak gibi, yerel seçimde büyükşehir belediyesi ile çok sayıda ilçe ve belde belediyesini CHP’ye kazandırmak da bizim yönetimimize kısmet olacaktı. Siyasetin, tam bir yurtseverlik ve kentseverlik duygusuyla yapıldığı, naif yıllardı…

Neyse, o yıllara ait düşüncelerimizi ve anılarımızı, belki bir başka yazımızda ayrıntılı olarak aktarırız. İşte o dönemde, CHP İzmir İl Örgütü olarak, AKP’yi ‘takiyeci’ olarak değerlendiren ve takiyeciliğini teşhir eden bir bildiriyi on binlerce basıp, İzmir halkına dağıttığımızı anımsıyoruz. Daha ‘takiye’ sözcüğünün, Türkiye’de tam olarak bilinmediği ve yaygın olarak kullanılmadığı yıllardı… AKP’nin ilk iktidar döneminde, sözde demokrasi ve özgürlük söylemlerinden etkilenen kimi çevreler, AKP’ye sıcak bakıyorlardı. Hatta kimi eski sözde solcular, işi ‘yetmez ama evet’çiliğe kadar vardıracaklardı… Hem de bunca yaşanandan sonra, günümüzde bile hâlâ hiç özeleştiri yapmayarak!..

Oysa 15 yıl önce, AKP iktidarı için koyduğumuz teşhis ve yaptığımız tanım doğruydu. Hayat bizi doğrulamıştı… Bugün bile, geriye doğru bakınca; bizce,15 yıllık AKP iktidarını en özlü ve en çarpıcı biçimde ‘takiye’ sözcüğü ifade ediyor…

Yeni dönem, yeni rejim
Arapça ‘takıyye’ kökeninden gelen ‘takiye’ sözcüğünün anlamı, ekşi sözlükte, ‘kitle yanıltma, yöneltme ve yönetme yöntemi’ olarak açıklanıyor. Doğrusu bu tanımı çok tuttuk. ‘Takiye’ sözcüğü ile ilgili belleğimize yerleşen geçmişe yönelik değerlendirmeleri, AKP’nin son kongresindeki görüntüler ve söylemler önümüze gelince, ister istemez düşündük ve yazdık.

Öyle ya, AKP yönetimi, tek başına iktidarının 15’inci yılında değişimden, reformdan söz edebiliyor. Sanki 15 yıldır iktidarda başkaları varmış gibi!.. Demek ki hâlâ eski alışkanlıklar sürüyor…

Ancak yeni olan hiçbir şey yok mu? Elbette var. Parti genel başkanlığı ile cumhurbaşkanlığının birleştirilmesi. Bu yeni durum, devletin partileşeceğinin, partinin de devletleşeceğinin somut göstergesi. Yeni rejimin inşası, bu doğrultuda olacak.

Bizce bu temel yönseme, yeni dönemin ve yeni rejimin ana karakteristiğini oluşturuyor.

Demokrasi yoksa…
Bu yeni dönemde, ekonomi gündeminin öne çıkarılacağı ve ekonomi ile ilgili sorunların öncelikle ele alınacağı söyleniyor. Yıllardır ekonomideki sorunları yazan, konuşan birisi olarak, doğrusu bu gelişmeden memnuniyet duyarız. Ancak ekonominin hukuk ve demokrasi ile doğrudan ilişkili olduğu da unutulmamalı.

Bu ülke, darbelerden ve demokrasi ihlallerinden çok çekti. Son olarak, 15 Temmuz darbe girişiminin yarattığı olumsuzlukları hep birlikte yaşadık. Demokrasinin günlük hayatımız için ne denli önemli olduğunu, onu kaybetmeye başlayınca daha iyi anlıyoruz. Ama hâlâ bunun önemini yeterince kavrayamamış çevreler olduğunu görüyoruz. Tıpkı 15 yıl önce, bizim ‘takiyelere kanmayın’ çağrımıza, bazı çevrelerde burun kıvırıp dudak bükenler olduğu gibi!..

Bu konuda çuvaldızı yönetim sorumluluğu taşıyanlara batırırken, iğneyi de kendimize, muhalefete ve ekonomi çevrelerine batırmak istiyoruz. OHAL’in kaldırılması, fikir ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmaması ve benzeri konularda acaba gereğince tepki gösteriliyor mu? Bu çağda idamın düşünülüp konuşulmasının bile ülkemize çok şeyler kaybettireceği, yeterince seslendiriliyor mu? Ekonomi alanında var olan bunca kuruluş ve sektör temsilcisi için, bu konular bir şey ifade etmiyor mu?

Elbette ekonomiyi öne çıkaralım, gündeme taşıyalım, konuşalım, var olan sorunları çözelim. Ama lütfen bu konuları da unutmayalım. Günümüzde çağdaş dünya, bunları gözlüyor, bunları konuşuyor.

Unutmayalım; demokrasi yoksa, ekmek de yok, ihracat da yok!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...