Ara dönem

18.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

16 Nisan referandumu sonrasında, iç ve dış politikada önemli gelişmeler yaşanıyor. Türkiye, sonucu ve meşruiyeti tartışmalı anayasa oylaması ile yeni bir sürece girdi. Şimdi yaşananlar ve yaşanacak olanlar, bir bakıma referandumun artçı sarsıntıları…

Aslında, 2017 16 Nisan’ı ile 2019 Kasım’ı arasında yaşanacak ara dönem, aynı zamanda yeni dönemin de turnusolu olacak. Tabii seçim o tarihe kalırsa!.. Halkımız, kısaca ‘tek adamlık’ olarak adlandırılan, rejim ve sistem değişikliğinin neler getireceğinin ilk ipuçlarını, ön uyarılarını, bu ara dönemde bizzat yaşayarak görecek.

Bu yaklaşım, yalnızca sürecin izlenmesi gibi edilgen bir anlayışı içermiyor. 16 Nisan referandumunda ‘hayır’da buluşan güçlerin; aralarındaki işbirliğini kalıcılaştırıp güçlendirerek, siyasal iktidarın yanlış uygulamalarını ve hatalı politikalarını halka teşhir etmelerini de zorunlu kılıyor. Elbette referandumla ilgili hukuk mücadelesini de sürdürerek…

16 Nisan’ın sosyolojik verileri

Anayasa oylaması sonuçlarının sosyolojik olarak analizinden çıkan üç temel sonuç, doğrusu gelecek adına bizi umutlandırıyor. Nedir bu üç temel sonuç? Birincisi, üç büyük kenti de içeren, ekonominin, sosyal hayatın kalbi sayılabilecek kentlerde ve yörelerde ‘hayır’ oyunun önde çıkması. İkincisi, eğitim düzeyi yükseldikçe ‘hayır’ oyunun da yükselmesi. Üçüncüsü, ilk kez oy kullanan genç seçmenin ağırlıklı olarak ‘hayır’ı tercih etmesi.

‘Hayır’ın temel kaldıracı olan, kentli, eğitimli ve genç seçmen olarak nitelendirebileceğimiz bu üç kesim; aynı zamanda ‘hayır’ı besleyip büyütebilecek ana damarlardır. Bu kesimler, ülkemiz ekonomisinin ateşleyeni ve ulusal gelirinin temel yaratıcısıdır; düşünsel ve kültürel iklimimizin imbatıdır…

İşte bizi gelecek adına umutlandıran ve görece iyimser kılan bu temel gerçekliktir. Önümüzdeki süreçte, demokrasi mücadelesinin üzerinde yükseleceği temel taşıyıcı kolonlar da, hiç şüphesiz bu kesimler olacaktır. Doğal olarak, mücadelenin pusulası işlevini görecek demokrasi programına da, bu kesimlerin talepleri, özlemleri, hayalleri damgasını vuracaktır.

Referandumun ekonomiye yansımaları

16 Nisan referandumundan en çok etkilenen alanların başında ekonomi geliyor. Ekonomide referanduma yönelik önemli kırılmalar yaşandı. Bizce en önemli kırılma, bütçe disiplininin kaybıyla yaşandı. Piyasayı canlandırmak adına çeşitli kesimlere yönelik yapılan teşvikler, ödemeler, bir bakıma bütçenin çivisini çıkardı. Maliye Bakanlığı verilerine göre nisan ayı bütçe açığı 3 milyar, ocak - nisan dönemi açığı ise 17,9 milyar lira oldu. Geçen yılın aynı döneminde bütçe açığı 5,4 milyar liraydı. Referandumu da içine alan bu 4 aylık dönemde, örtülü ödenekten yapılan harcamalar ise1 milyar 98 milyon 169 bin liraya ulaştı. 

Devlet garantili ihalelerden sonra, bir de devlet garantili krediler dönemi başladı. Kredi Garanti Fonu (KGF) teminatlı krediler, ekonomi hayatını sardı. Bu furyayı fırsat bilen bankacılık sektörü, önüne gelene kredi dağıttı. Şimdi bir de banka senedi yöntemi gündemde. Korkarız bu işin sonunda olan yine kamuya ve dolayısıyla halka olacak. Ödenemeyen kredilerin ceremesini hep birlikte ödeyeceğiz.

İşsizlik rekor üstüne rekor kırıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, şubat ayında işsizlik oranı, geçen yılın aynı dönemine göre 1,7 puan artarak 12,6 oldu. Genç nüfusta (15-24 yaş) ise 4,7 puanlık artışla yüzde 23,3’e yükseldi. Yukarıdan baskıyla yapılan dayatmalar, açılan kampanyalar, işsizlik derdine derman olmuyor. Ekonominin temel kuralları hayatın içinde kendini bir kez daha kanıtlıyor. Ekonomide büyüme sağlanmadan, işsizlik sorununun çözülemeyeceği görülüyor.

Şimdi yönetmek daha zor
Yeni dönemin ilk göstergeleri, partili cumhurbaşkanlığı ile Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) yenilenmesi oldu. Yargıya, iktidar partisi ile ilişkileri belirlenen çok sayıda yeni atama yapıldı. Hukuk sistemi siyasallaştı, adalet duygusu zedelendi. Bunlar aslında yeni rejimin işaret fişekleriydi. Ara dönemin, ülkemiz ve halkımız için ne denli sıkıntılı olacağı görüldü.

16 Nisan referandumu, ülkemizde yaşanan kutuplaşmayı, gerginliği artırdı. İçte ve dışta sorunlar daha da ağırlaştı. Yönetim sorumluluğu taşıyanların, referandum sürecinde ortalığı kırıp döken, halkı ayrıştıran tutumları, sıkıntıyı büyüttü.

Suriye ve Ortadoğu’da izlenen politikaların çökmesi, uluslararası konularda ülkemizin devre dışı kalması, öyle görünüyor ki önümüzdeki süreçte yönetim sorumluluğu taşıyanları çok daha fazla zorlayacak. Yalnızlaşan Türkiye, artık pek çok yönden yönetilmesi zor bir ülke oldu.  

 

Ulusal kurtuluş ve cumhuriyet değerleri
Ulusal kurtuluş savaşımızın başlangıcı olan 1919 19 Mayıs’ı, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk kurtuluş ateşini yaktığı gündür. Bu ateş büyüyerek tüm Anadolu’yu kaplamış ve ülkemizi ulusal kurtuluşa, cumhuriyete ulaştırmıştır.

Günümüzde her geçen gün daha çok örselendiğini gördüğümüz, ulusal kurtuluş, cumhuriyet, laiklik ve demokrasi değerlerine içtenlikle sahip çıkmak gerekiyor. 19 Mayıs’ın bu anlamlı yıldönümünde, başta gençlerimiz olmak üzere okurlarımızın ve tüm yurttaşlarımızın bayramını yürekten kutluyoruz. Gelecekteki 19 Mayıs’ları, aydınlık, demokrat ve çağdaş bir Türkiye’de kutlamayı diliyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar