Profesör doktor

18.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yılmaz Akyıldız komşum, beş yıldır Urla’da yaşayan bir Fizik ve Matematik Profesörü. Özgün bir yaşam felsefesi olan, Karadeniz’in bir köyünde doğup ODTÜ’ de Fizik okuyup sonra en hızlı yıllarda Çiçek Çocukların yani Hippylerin dünya başkenti olan Berkeley Üniversitesi’nde Matematikte master ve doktorasını tamamlayıp,  Boğaziçi Üniversitesi’nden  profesör olarak emekli olmuş, arada bir çok yurtdışı üniversitesinde de ders vermiş bir hoca. Nevi şahsına münhasırdır (Yani modern Türkçesi: “cinstir”). Anlaşılan tüm aile matematiğe yatkın ki, kardeşi de o konuda kariyer yapmış ve ODTÜ’de Fen Edebiyat Fakültesi dekanı olmuş.

Bizde nedense “Doktor” sanki “Profesörden” bir rütbe alttaymış gibi algılanıyor. Örneğin hekimlerde yasal olarak “Uzman hekim” ile “Profesör” arasında bir fark yoktur.  Hekimlerde zaten “Doktor titri” 6 senelik okulla otomatik olarak geliyor ki, bu esasen bilimsel bir yanlış. Yani bir doktora danışmanı ile doktora tezi hazırlamaları ve vermeleri gerek. Sonra zaten muayenehane ücreti “Doçent” (yurtdışında assistant professor) ve “Prof” titri ile artabiliyor.

Bu önemli konuya “www.yarimada.org” da parmak bastı, Yılmaz hoca, dedikleri şu: “Sanırım dünyanın hiç bir yerinde ‘Prof. Dr.’ titri yoktur, kullanılmaz. Bizde genç TV spikerleri ağızları dolu dolu “Profesör Doktor” diye tanıtıyorlar konuklarını. Titr’den bahis edersek, Batı ülkelerinde anlamlı olan “Dr.” titridir ve ondan sonra TV’de dinleyeni ilgilendiren kişinin “ne uzmanı” olduğudur.

Dr. titri kişinin bilimsel düşünce rahleyi tedrisinden geçtiğinin belgesidir. “Soğan genetiği alanında  doktorası olan filanca hanım şu an bilmem ne üniversitesinde araştırmalar yapıyor ve örneğin profesör olarak anabilim dalı başkanlığını yürütmektedir” gibi. O zaman o kişiyi  belki Anayasa Hukuku konusunda dinlemek pek de doğru olmayabilir. Yani bu titri alanın boyu uzamamaktadır. Genel bilgisi de illaki derinleşmemektedir. Sadece bir konuda bir tez hazırlayıp unvanı aldığını belgeler.

Evet biliyorum, bizim memleketimizde 1930’lardan gelen özel bir durum var. O zamanlar ihtiyaçtan bazı insanlar “doktorasız” profesör yapılmışlar ve doktoralılar kendilerini onlardan ayrı tutmak (göstermek) için bu titri keşfetmişler.

Ama şu an artık bir başka dünyadayız. Bir de şunu ilave edebilir miyim: Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde hocaların ofis kapılarında sadece isimleri yazılıdır.  Bu Amerika’da ve İngiltere’de de böyledir.  Amerika’da veya İngiltere’de “Prof. titri” üniversitede iken kullanılan bir titrdir. Üniversite dışında kullanılması kısmen ve hatta görgüsüzlük olarak algılanabilir. Kongrelerde falan “Dr.” Bilmem kim olarak tanıştırılırlar.

Zaten artık üniversitede iken bu titrin verildiği ama mesela beş yıllık kontrat bitince titrin üniversitede bırakıp gidildiği  titrler vardır. (Almancası, Professur auf Zeit) Baki olan “Dr.” Titridir; Batı’da önemsenen de odur.

Ne dersiniz? Bu kargaşa içinde böbürlenme ve hamaset merakımızdan vazgeçip hocanın gösterdiği doğru yoldan gidebilecek miyiz? Genelde malum bizde hocalık falan memuriyettir ve memurin “Kral çıplak” demeye alışık değildir. Yılmaz hoca, “Kral çıplak” diyor işte!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar