Daha önemlisi açığın finansmanıdır

18.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cari açık, en önemli ekonomik göstergelerden biridir. En basit tanımıyla cari hesap ülkenin döviz gelirleri ile, döviz giderleri arasındaki farktır, Döviz gelirleri, giderlerden fazla ise cari fazla. Aksi halde cari açık söz konusudur. Cari açık aynı zamanda ekonomik büyüme için gerekli finansman kaynakları açısından dışa bağımlılık halidir. Türkiye, sürekli olarak cari açık veren ülkelerden biridir. Bu açık aynı zamanda dış borçlarımızın da temel sebebidir. Cari açığımızın kaynağında dış ticaret açığımız vardır. Bir başka ifade ile ithalatımızın, ihracatımızdan fazla oluşudur. İhracat gelirleri yanında, diğer döviz gelirlerimiz, turizm gelirleri, dış müteahhitlik hizmetleri gelirleri, uluslararası nakliye gelirleri ile diğer gelirler, döviz gelirlerimizi oluşturmaktadır. İthalat ise, ana döviz gider kalemidir. İthalat, ekonomik büyümeyi hızlandırmak, ihraç mallarının bünyelerine girecek ithal girdilerini sağlamak, enerji ihtiyacını gidermek için gereklidir.

Cari açığın miktarı elbette önemlidir ama açığın hangi gelirlerle karşılanacağı konusu en az açığın miktarı kadar önemlidir.

Bu genel açıklamalardan sonra bugün içinde bulunduğumuz duruma bakabiliriz.

Mart 2017 ayında cari açık, bir önceki yılın aynı ayına göre %18’lik bir azalma göstererek 3,057 milyar dolara gerilemiştir. Yıllık bazda da 33,7 milyar dolardan 33 milyar dolara inmiştir. Şubat ayında cari açığın, bir önceki yılın aynı ayına oranla % 25’lik bir artış gösterdiği dikkate alındığında Mart ayı rakamlarını olumlu bir gelişme olarak nitelemek doğru olur.

Cari açığın azalmasında birçok faktör etkili olmuştur.

Türkiye’nin ekonomik büyüme hızı  yüksek değildir. IMF, 2017 yılı için büyüme tahminini % 2,9’dan, % 2,5’e indirmiştir. Dolayısıyla ithalat ihtiyacımız daha az olacaktır.

Petrol  fiyatları, OPEC’in üretimi kısma anlaşmasının sürmesine ve dünya ekonomilerinin canlanmaya başlamasına rağmen (IMF,2016 yılında 53,1 olan dünya ekonomisi gelişme hızını bu yıl için % 3,5 ve gelecek yıl için % 3,6 olarak vermektedir)  50 dolar/varil civarındaki seviyesini korumaktadır. Daha yüksek fiyatların, Amerika’nın kaya gazı üretimini ekonomik kılacağı ve petrole rakip olacağı kaygısı bulunmaktadır. Türkiye, düşük enerji fiyatları sayesinde enerji faturasını düşük tutabilmektedir.

Portföy yatırımlarında (sıcak para) küçük de olsa olumlu gelişmeler vardır. Ocak ayında ülkeden net bazda çıkışlar gözlenmişken Şubat ayından itibaren net girişler başlamıştır. Geçen Aralık ayında 80,7 milyar dolar olan sıcak para toplamı Nisan 2017 ayında 96,2 milyar dolara yükselmiştir. FED’in faiz artışlarını kademeli olarak yapacağının anlaşılması ve dünyanın belli başlı ekonomilerinde parasal genişlemenin süreceği tahmini, yabancı sermaye fonlarının yeniden gelişmekte olan ülkelere yöneleceğinin işareti sayılmıştır. Ancak her zaman söylediğimiz gibi, sıcak para veya bir başka adı ile kısa vadeli sermaye akımları geçici ve spekülatif niteliktedir.

Cari açığı olumsuz yönde etkileyen ve dolayısıyla daha fazla gerilemesini önleyen unsurlar da vardır.

Bu yılın ilk üç ayındaki dış ticaret açığımız, geçen yılın aynı döneminde 12,1 milyar dolarlık seviyesinden 12,5 milyar dolara yükselmiştir. Turizm gelirlerimiz. geçen yıla nazaran biraz kımıldanma gösterse de, geçmiş yıllara nazaran halen düşük düzeyini koruyacak gibidir.

Geçtiğimiz aylarda kaynağı belli olmayan ve net hata ve noksan kalemlerinden 10 milyar dolara kadar yükselen döviz girişi yerini Mart ayında 1,1 milyar dolarlık çıkışa bırakmıştır.

Bankalar ve reel sektör şirketlerinin yurt dışına net borç ödemesi bu döneme rastlamıştır.

Yazının başında da söylediğimiz gibi, cari açığın nasıl finanse edileceği açığın miktarı kadar önemlidir. Mart ayı ve genelde yılın ilk çeyreği bu açıdan sevindirici değildir. Mart ayı cari açığının 2,5 milyar doları ve ilk çeyrek açığının 4 milyar dolarlık bölümü, ülkenin normal döviz gelirleri ile karşılanamadığından, Merkez Bankası döviz rezervlerinden ödenmiştir.

Ekonomik büyüme hızımızın artması halinde, ithal ihtiyacımızın da yükselmesi ve cari açığın büyümesi söz konusu olacak ve açığın rezervden harcama yolu ile kapatılması gerekecektir.  Bu istenmeyecek bir çözüm yoludur.  Devamı, ekonominin bütününü etkileyebilir. Bu itibarla, ihracat, turizm, doğrudan yabancı yatırımlar ve sermaye hareketleri gibi olağan ve sürekli gelir kaynaklarını harekete geçirmek kaçınılmaz önlemler olarak ortaya çıkmaktadır

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar