Köy tavuğu satıyorum diyen öküzü kuzu diye yutturuyor

5.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’nin beslenmesinde beyaz et yani piliç ya da tavuk eti çok önemli...

Türkiye 2025 yılında kişi başına düşen et tüketimini; kanatlı eti sayesinde dünya ortalamasının üzerine çıkarmayı hedefliyor.

  1. Uluslararası Beyaz Et Kongresi’nde bu hedefi BESD-BİR Başkanı Dr. Sait Koca net bir şekilde ortaya koydu.

Koydu koymasına da sektörle uğraşanlar bu hedefin tutmaması için elinden geleni yapıyor.

Bir kere beyaz et konusunda müthiş bir bilgi kirliliği pompalanıyor. Bilen bilmeyen konuşuyor... Konuşmayı bırakın adeta ortalığa yanlış bilgi virüsü bulaştırıyorlar.

Oysa dünyada gelişmişliğin göstergelerinden birisi de kişi başına hayvansal ürün tüketimi. Kırmızı et fiyatlarını dikkate alırsanız Türkiye’nin bunu beyaz etten sağlaması akla ve ekonomiye en uygun strateji olabilir.

Bunun altyapısı var. BESD-BİR Başkanı Dr. Sait Koca bu altyapıyı şu cümlelerle özetliyor...

“Dünya piliç eti üretiminde 8.sırada yer alıyoruz. Geçen yıl tam 66 ülkeye ihracat yaptık. Yani Türkiye dünyaya beyaz et yediriyor. Kanatlı eti üretimi 1990-2016 yılları arasında 10.2 kat, 2000-2016 yılları arasında 2.8 kat arttı.”

Üretim artıyor... Türkiye dünyanın sektördeki en büyük oyuncularından biri ama iç pazarda sorun var... Daha doğrusu pazarda değil ama tüketimde sorun yaşanıyor. Sait Başkan bu durumu şu sözlerle anlatıyor...

  • Türkiye, kişi başına et tüketimi Dünya ortalamasının altında.
  • Bunda Müslüman ülke olmamız nedeniyle domuz eti tüketiminin olmaması en önemli etken.
  • Sektör olarak domuz etinden kaynaklanan açığı kapatmaya talip olduk ve bunu sağlamak için de her türlü çabayı göstereceğiz.

Özetle domuz eti, kırmızı et gibi sıkıntılarımız var. Ama hayvansal protein meselesini çözmek gerekiyor. Bunun için beyaz etçiler türlü donanıma sahipler. Bu büyük gücü harekete geçirmek için önündeki engelleri ortadan kaldırmak gerekiyor.

Önce engelleri anlatalım... En önemlisi belki de tek önemlisi bilgi kirliliği... O kadar yaygın ki... Tüketicinin kararı üzerinde büyük etkisi oluyor... Sait Başkan bu konuda çok dertli... Bakın neler anlatıyor...

  • BESD-BİR’i sektörün sorunlarına sahip çıkmak amacıyla 1992 yılında kurduk.
  • Birlik üyeleri, bugün Türkiye'nin toplam kanatlı eti, kuluçkalık yumurta ve civciv üretiminin yaklaşık yüzde 94’ünü karşılıyor.
  • BESD-BİR'e kayıtlı 29 üye firma bulunuyor. Bu sektör ihracat ve istihdam açısında baktığınız da Türkiye’nin en güçlü olduğu alanlarından biri...
  • Sağlık, hijyen konusunda en titiz sektör... Ama buna rağmen bu sektörle uğraşanlar var.
  • Söze başlarken hemen tavuk etinde hormon ya da antibiyotik kullanılmaz. Bu konuda söylenen her şey yalan.
  • Son dönemde piyasada köy tavuğu olarak satılanların yüzde 95’ini tüketiciyi aldatmaya dönük uygulama.
  • Bunlar ne köy tavuğu ne de çoğu organik tavuk... Biz de çıkma diye tabir edilen yumurtadan kesilmiş hayvanları alıp köy tavuğu diye satıyorlar.
  • Yani öküzü kuzu diye sunuyorlar. Tüketicinin buna dikkat etmesi gerekiyor.
  • Biz de gezen tavuk efsanesi atıldı ortaya... Tavuğun gezmiş olması besin değeri olarak bir artı değer getirmiyor.
  • Ama açıkta gezen hayvanlarda hastalık açısından soru işareti var, nerede geziyor, neye bulaşıyor, bilemiyorsunuz. Kuş gribi olaylarının çıkma kaynağı hep bu açıktaki hayvanlar.
  • Biz üretimin her aşamasını bilen bir sektörüz. Üretimin her aşaması bizim kontrolümüzde. Civciv üretiminden, anne babadan, kuluçkalık yumurta üretiminden hatta anne babanın anne babasının üretiminden başlayarak pazara kadar takip eden bir zincirimiz var.
  • Tüketicinin tavuk eti sağlıklı olduğu konusunda en küçük bir kuşkusu olmasın. Söylediğim gibi tavuk eti en sağlıklı gıdalardan biri.


Yanlış bilgiler için eğitim önerisi

Beyaz Et Kongresi’nde konuyla ilgili bilgisizlerin konuşmasına, bilgi kirliliği yaratılmasına büyük tepki vardı... Bu nedenle de birçok konuda konuyla ilgili uzmanlar görüşlerini katılımcılarla paylaştı.

Prof. Dr. Recep Akdur bu isimlerden biriydi... Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan Akdur’un bu konuda altını çizdiği noktalar şunlar oldu...

  • Türkiye’de protein eksikliği nedeniyle yetersiz ve dengesiz beslenme büyük bir sağlık sorunu yaratıyor.
  • Piliç eti hayvansal protein açığını kapamada büyük rol oynadı ve oynamaya devam etmeli.
  • Beyaz et hakkında sıklıkla son derece spekülatif konuşmalar yapılıyor. Yanlış yönlendirme yapan odaklara karşı, anında ve etkili bir eğitim kampanyası yürütülmeli. Kamu denetimine olan güvenin tazelenmesi gerekiyor.

 

Tam 15 ülkede EKOL yaratıyor

Sektörün en eski şirketlerinden biri Ekol... 1990 yılında kuruldu. Taşımacılık, kontrat lojistiği, dış ticaret, gümrük ve tedarik zinciri yönetiminde birçok ilke imza attı.

Tam 15 ülkede faaliyet gösteriyor. Türkiye, Almanya, İtalya, Yunanistan, Fransa, Ukrayna, Bosna Hersek, Romanya, Macaristan, İspanya, Polonya, Çekya, Bulgaristan, İran ve Slovenya’da çok önemli işlere imza atıyor.

6 Ro-Ro gemisi, haftalık 48 sefer yapan blok trenleri ve 5 bin 500 aracıyla da Ekol, Avrupa’nın en büyükleri arasında yer alıyor.

Dağıtım alanındaki gücünün yanı sıra Ekol’ün vaatlerini gerçekleştirmedeki başarısı da sektörde ses getiriyor.

Farklı ülkelerden 6 bin 500’ün üzerinde çok uluslu çalışanı bulunuyor.

İşte bu şirket yanı lojistik sektörünün lider firmaları arasında yer alan Ekol son dönemde de çok önemli yeniliklere imza atıyor.

Sektör bakış açılarını değiştirecek sistem olarak görülen yeni uygulama geleneksel iş yapış modellerini “Lojistik 4.0” stratejisi ile kökten değiştirecek.

Yeni sistem sektörde ENTEGRE, ESNEK ve ETKİN çözümler sunarak ilklere imza atacak. Endüstri 4.0 çağında daha iyiye ulaşmanın sürekli ve dinamik dönüşümden geçtiğine inanan Ekol, aklı, duyguyu ve bilinci birleştiren yaklaşımını, tecrübesi ve uzmanlığıyla harmanlayarak yalnızca sektörü değil, dünyayı dönüştürmeyi hedefliyor.

Başlattığı dönüşüm hamlesiyle daha da güçlenerek yoluna devam eden Ekol, yeni stratejisi ile paralel olarak kurumsal yüzünü de yeniledi. Sektöründe çeyrek asrı geride bırakan, bugün gelinen noktada 15 ülkede kendi tesisleriyle kusursuz hizmet anlayışıyla gelişmiş çözümler sunan Ekol, girişimci ruhuna uygun daha cesur, daha dinamik bir yapı ortaya koyuyor.

Ekol’ün yeni “Lojistik 4.0” stratejisinin ve yenilenen yüzünün kamuoyu ile paylaşıldığı toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Musul şunları söyledi:

  • Endüstri 4.0, bir ürünün ilk üreticiden son tüketiciye ulaşıncaya kadar olan tüm süreçlerini karşılayan lojistik sektörü için de sonsuz fırsatlar sunuyor.
  • Doğru ürünün, doğru miktarda, doğru biçimde, doğru zamanda, doğru kaynaktan, doğru yolla, doğru fiyata sağlanması yani lojistiğin 7 doğrusu yeniden şekilleniyor.
  • Biz de entegre bir lojistik şirketi olarak, Endüstri 4.0’dan aldığımız ilhamla bugün, sektöre yeni nesil bir bakış açısı getiriyoruz.
  • Yeterince iyi olmak bize hiçbir zaman yetmedi. Daha iyiye ulaşmak için sürekli ve dinamik dönüşüme inanıyor, bu sayede her gün büyüyor ve gelişiyoruz.
  • Biliyoruz ki, başarıya başka türlü ulaşmak mümkün değil. Gücümüze güç katan ileri teknolojimizi, müşterilerimize kusursuz hizmet anlayışımızla gelişmiş çözümler sunmak için kullanarak, sektörümüzün ilham kaynağı olmaya devam ediyoruz.

Ekol için insanın her şeyden önce geldiğini ifade eden Musul, “Birbirimizi daha iyi anlamak, paylaştığımız ortak değerleri korumak ve gerçekleştirmek istediğimiz hedeflere ulaşmak için yine en değerli yapıtaşımız olan insanımızın gücüyle, azimle ilerliyoruz. Etik değerlerimiz ve sürdürülebilirliğe olan adanmışlığımız sayesinde sadece lojistik sektörünün geleceğini değiştirmeye değil, dünyayı dönüştürmeye hazırız” diye konuştu.

Toplantıda konuşan Kurumsal İletişim Direktörü Arzu Tan da yeni web sitesi tanıttı ve şu bilgileri verdi:

  • Sitemiz sanal olarak tesislerin gezilmesini sağlıyor. Bunun için VR teknolojisini kullanıyoruz.
  • 15 ülkedeki tüm çalışanların ana dilde kullanımına olanak sağlıyor bu sistem... Ve aynı zamanda yeni sistem mobil ve sosyal medyaya uyumlu...
  • Yeni intranet anlayışımız Ekol’ün yeni marka stratejisine uygun olarak hazırlandı.


Yine tehlike çanları çalıyor

Türkiye fındıkta dünya lideri... Ama fındık o kadar yanlış yönetiliyor ki sürekli sıkıntılar gündeme geliyor. Bir türlü fındıkta dünya liderliğini perçinleyecek adımlar atılamıyor. Fındık Tanıtım Grubu’ndan sektör, üretici çok umutlanmıştı. Şimdi olacak diye düşünmüştü. Ama olmadı... Fındıkla ilgili sıkıntılar bitmek bilmiyor.

Son sıkıntı büyük... Bu sıkıntıyı İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçılar Birliği (İFMİB) Başkanı Ali Haydar Gören anlattı ve çok önemli bir çağrı yaptı...

  • Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı başta olmak üzere ziraat odaları, borsalar ve ihracatçı birlikleri olarak tüm kesimleri fındıkta külleme hastalığıyla birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Türkiye 15 yıl öncesinde dünya fındık üretiminin yüzde 85’ini karşılarken, şimdi bu oran yüzde 65’e düştü. Buna neden olan etkenlerden külleme hastalığı nedeniyle 2016 yılında 100 bin ton civarında yani yaklaşık 300 milyon dolar kayıp yaşadık.
  • Türkiye'de fındık üretimi yapılan 700 bin hektar alanın yüzde 80’inde külleme ile mücadele gerekiyor. Yani külleme ile mücadelenin toplam maliyeti yaklaşık 250 milyon TL civarında. Külleme hastalığının fındığa birinci etkisi kalitedir. Dünyada ‘Biz Türk fındığıyız’ diye sloganımız var. Ama şimdi fındık olduğu yerde çürüyor. Bize fiyat değil, bol ve kaliteli ürün lazım.
  • Türkiye’de 40’ın üzerinde firma, kurum ya da kuruluş, ileriyi görebilmek adına rekolte araştırması yaptırıyor. Bizim araştırmamızda bu yıl 550 bin ton gibi bir beklenti var. 15 gün sonra tekrar araştıracağız. Birçok değişkenin etkisiyle bu tahmin, artabilir de eksilebilir de. Ama asıl rekolte kendini 15 Haziran gibi belli eder.

Ali Haydar Gören’in bu çağrısını herkes ciddiye almalı... Ne olduğu tam bilmediğimiz bir düşmanla karşı karşıyayız.

Daha önce ne olduğu belli olan sıkıntılar konusunda sınıfta kalındığı düşünülürse bu defa işimiz daha zor.

Fındık, şu anda tarımın lokomotifi. Toplam ihracatın da yüzde 1,5 oranına denk geliyor. Türkiye ekonomisine net ihracat geliri sağladığı için büyük önem arz eden fındıkta sıkıntıların giderildiği güzel günleri bekliyoruz.


Türk markası fındıklı dondurma yaptı 

Tam 157 yıllık tarihi ile İtalya’nın en köklü markalarından Pernigotti, 2013 yılında Toksöz Grup tarafından satın alındı ve Türk sermayeli bir global marka olarak yoluna devam ediyor.

Firma bu sezon dondurma pazarında etkili olmaya hazırlanıyor. Türk markası olmayı da fındıklı dondurmayı piyasaya sürerek ortaya koydu.

İtalya’da çok yaygın olduğu söylenen fındıklı dondurmanın Türk pazarında nasıl bir etki yapacağı merak ediliyor.


Reklamın sessiz ama en etkili ismi

Ahmet Pura reklam sektörünün en sakin isimlerinden biri... Kendisi ile bir proje nedeniyle uzun çalışma saatleri geçirdik. Sakin ama etkili kimliği ona en uygun yakıştırma olacaktır...

Dinler... Ve sakin sakin öyle bir noktayı yakalar ki o ortamda bulunan herkesi etkiler...

Ahmet Pura’nın bu pozitif özelliğini dünya da anlamış gibi geldi bize...

Reklam sektörünün global ölçekteki en büyük kuruluşu olan WFA’nın Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen Ahmet Pura, global pazarlama iletişimi alanında Türkiye’yi Reklamverenler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı olarak temsil edecek. Seçimle gelinen bu görev 5’inci kez Ahmet Pura’ya verildi.

Bu önemli görev ile ilgili Ahmet Pura şu noktaların altını çizdi...

  • Ekonomilerin motoru olan reklam yatırımları Türkiye’de istenilen düzeyde değil. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yeni bir atılıma ve yeni bir şeffaf güç birliğine gereksinim var.
  • Dünya gelişmelerini ve başarı modellerini irdeleyerek radikal bir değişime gitmemiz gerekiyor. Bu gelişmeye yön verebilecek en önemli örgütlerden birinin yönetiminde Reklamverenler Derneği olarak 5 yıldır yer alıyor olmak, ülkemiz adına, sektör adına ve derneğimiz adına çok olumlu bir gelişmedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar