Hıyarlıklar ve organ mafyası

5.5.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Her birimiz yaşamda yeterince hıyarlık yapıyoruz. Kendimizi üstün hissetmek gibi mesela. Her bir naneyi bildiğini sanmak. Abuk sabuk ipe sapa gelmeyen laflar etmek.

Hiç laf etmemek mi en iyisi?   Kesinlikle daha az konuşmak iyi. Yazmak da iyi, düşünceler bir anlamda bir süzgeçten geçme şansına sahip oluyor. Ama yazarken de yeterince hıyarlık yapabiliyoruz.

Yetersiz yaratıklarız vesselam. Zengin fakirin halinden anlamıyor. Bilen bildiğini sandığı ile anında bir ahkam kesme şansına sahip olduğuna inanıyor.

İnsanlar hep kendilerinden, kendi imkanlarından, yeteneklerinden ahlak değerlerinden yola çıkarak ahkam kesiyor. Ve kolayca da kıç üstü oturabiliyor.

Günlük yaşamdaki abuk laflarım, tepkilerimden dolayı özür dileyerek okuyucuyu baymak istemiyorum. Mesleki bir hıyarlığımın farkına vardım. Onu paylaşmak istiyorum ve öğrenmenin yaşı olmadığını.

İlk organ mafyası haberi çıktığında okurken “Asparagasın boyutuna bak!” demiştim; “Birisi içip içip, yazmış ve sorumlular da bilgisizlikten basmışlar!”

Veya moda  Trump deyimi ile “Fake news / Sahte haber!”.

“Bu gazeteler de insanın aklı ile alay ediyorlar” diye düşündüm ve yazdım. Tepeden aşağı “Böyle aptalca şeylere inanmayın ve yalan haberleri yaymayın!” gibisinden. “Bir genç kaçırılmış da bir böbreğini çalmışlar” gibisinden bir haber idi. Yazımda, “onlarca böbrek transplantasyonunda sorumlu nefrolog (hekim) olarak çalışmış birisi” olarak “öyle bir şeyin olamayacağını, çünkü bu eğitimi alan insanların zaten iyi para kazandıklarını ve hem böylesine bir alt yapıyı organize etmek, hem de bunu yapacak insanı ayarlamanın anca bir hayal (ve hıyarlık) ürünü olabileceğini” yazmıştım. Haberi yayınlayan gazete de yazdı düşüncelerimi.

Nasıl da emindim meslektaşlarımdan. Nasıl da paragözlüğün bu boyuta gelemeyeceğinden emindim. Bu yaklaşık 15 – 20 yıl önce idi. Ve bugün bir dostumun önsözünü yazdığı bir antropoloji kitabında bir araştırmacının böbrek satın alma kisvesi altındaki “Pazar” araştırmasını okuyordum. Hayretler içinde kaldım. Uzman hıyarlığı yapanın da naciz kulunuz olduğunu anladım.

İnsanların aptallıktan her bir naneyi yiyebileceklerini çoktan biliyorum. Ama hekim olan insanların bu boyutta paragöz ve ahlak yoksunu olabileceklerini doğrusu düşünmemiştim. Yok, böbreğini satanı ve alanı kastetmiyorum. “Bu olabilir ve alan razı veren razı ise ve yeterince bilgi de varsa moral polisi olma hakkım yok” diye düşünüyorum. Hekim de işini yapar. Ama, “düpedüz” bir insanın bir organının çalınması ve hekimin de çetenin parçası olması!

Kahraman polislerin “kötüleri” hep yakaladıkları dizileri izleye izleye beynimiz sulanıyor anlaşılan. Gerçek yaşamda neler olabiliyor! Ve bizler tüm insanları kendimiz gibi bilerek mutlu mesut yaşayıp gidiyoruz, bir piyango bize çıkana kadar. Tedbir almak için çalışmak da zor iş be kardeşler. Çalışmak isteyene çelme takmak daha kolay. Veya en iyisi gene dizi izlemek.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar