Ağıt yazmaktan yorulduk...

13.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Nasibimizde, ömrümüzün son döneminde, ihtiyarlık çağımızda, devamlı olarak üzülmek, dertlenmek varmış.

1- AKP dönemi, politika tarihinde; terörün azdığı, her gün şehitlerin verildiği, baskıların zirve yaptığı, can ve mal güvenliğinin kaybolduğu, hukuk, eğitim, ekonomi düzenlerinin ve Devlet çarkının dumura uğradığı, ahlaki dejenerasyonun zirve yaptığı, rüşvet, torpil, kayırma, yolsuzluk, liyakatsizlik, dalkavukluk, kamu malı yağması, vurdumduymazlığın her tarafı sardığı bir süre olarak geçecektir.

2- Özellikle 17 ve 25 Aralık rezaletlerinden, 12 Eylül referandumundan ve 15 Temmuz bahanesinden sonra baskılar, haksızlıklar daha da artmıştır. İktidara biat edenler dışında, herkes hedef haline sokulmuştur. Tam anlamı ile bir “sivil darbe” yapılmıştır. Uyduruk bahanelerle; insanlar hapsedilmiş, işten atılmış, mallarına el konmuş, her türlü haksız muameleye maruz bırakılmıştır. Demokrasi tam anlamı ile rafa kaldırılmıştır. Tüm yetkiler, tek kişide toplanmıştır. Şu an, toplumun çok geniş bir kesimi, mutsuz ve huzursuzdur. Endişe içindedir. Özellikle, Ülkesini seven, evlatlarının ve torunlarının geleceğini düşünen herkes karamsardır. Hele hele, Başkanlık Sistemi gelirse, başına neler geleceğini bilmenin paniğini yaşamaktadır. İnsanlarımızda, yaşama sevinci kalmamıştır. Çok ciddi düzeyde beyin gücü kaybı yaşanmaktadır. Ekonomik çöküş ortadadır.

3- Türkiye düşmanları ve planları bellidir. Amaç, Sevr’i hortlatmaktır. ABD, İsrail, AB Ülkeleri ve Vatikan, tüm terör örgütlerinin patronu ve yöneticisidirler. İktidarın buna göre hareket etmesi; sağlıklı ve milli bir dış politika takip etmesi şarttır. Hatalar, zikzaklar, Ülkemizi daha da zor duruma düşürmektedir. (Suriye, Irak, IŞİD, BOP, Arap Baharı, İran, ABD, AB politikaları hep hatalı olmuştur.) Çözüm süreci ise, başlı başına bir fecaat, çok vahim bir uygulamadır. Tüm teröristlerin tetikçi birer kukla oldukları gerçeği ihmal edilmiştir. Hele hele, bunların Kürt kardeşlerimiz ile, onların hakları ile hiç ilgisi olmadığı, görmezden gelinmiştir.

4- Bu vahim tabloyu düzeltmenin çareleri de, sorumluları da bellidir: Durum çok ciddidir. Bir dakika bile kaybedilmemelidir;

  1. a) Başkanlık hırsından vazgeçilmelidir. Gerçek demokrasi düzenine geçilmeli; bağımsız ve adil yargı düzeni kurulmalı; fikir, ifade, inanç, teşebbüs hürriyetleri ortamı sağlanmalı; tayinlerde (yandaşlık, cemaat mensupluğu, tam itaat vb. faktörler değil) liyakat sistemi esas olmalı; can ve mal güvenliği sağlanmalı; istişareye önem ve ağırlık verilmeli; tenkitlere karşı saygılı, sabırlı ve hoşgörülü davranılmalı; suçlayıcı, tehdit edici, ayrımcı üslup değil, birleştirici bir üslup kullanılmalıdır.
  2. b) Aktrollerin iğrenç faaliyetlerine ve yandaş medyanın küfür, iftira, yalan, dalkavukluk, tetikçilik, hakaret, tehdit dolu yayınlarına son verilmelidir. Diyanet Teşkilatı, görevini Cenab-ı Hak’tan korkarak yapmalıdır.
  3. c) Silahlı Kuvvetlerimiz, Polisimiz, Yargımız, Bürokrasimiz, Eğitim kadromuz onore edilmeli, güçlendirilmeli, politika dışı bırakılmalıdır.

Teröre karşı güvenlik güçlerimizin verdiği mücadele, (özellikle bu zor şartlarda) her türlü takdirin üzerindedir. (Mekanı cennet olsun, benim de tanışıklığımın olduğu Fethi Sekin’in kahramanlığı, tam bir destandır.) Halkın sevgi ve desteğinin zirve yaptığı bu ortamda; polis ve askerimiz, halkla karşı karşıya getirilmemelidir. Bırakınız, insanlar demokratik haklarını kullansınlar. Nedir, bu çok soğuk havada, insanlara su ve gaz sıktırmanın gereği? Lütfen, topluma kulak verin, değer verin. Halktan kopukluğunuzu sona erdirin. Adil olun, sadece yandaşları insan yerine koymayın. Şakşakçılara, dalkavuklara, çıkarcılara değil, halka değer verin. Olağanüstü hali de kaldırın.

  1. d) Lütfen, “şehitlik edebiyatından” vazgeçin. Şehitlerle, ancak ailesi ve yakınları gurur duyabilir. Devlet duyamaz. Devletin görevi, hayatları korumaktır. (Bu arada, eşitsizliği de ortadan kaldırın. Hep gariban aile çocukları, şehit olmasın.) Ayrıca; 15 Temmuz şehitlerine, ayrıcalık tanımaktan da vazgeçin. (Suriyeli erkekleri de, vatanları için çarpışmaya gönderin.)
  2. e) Sınır güvenliğini sağlayın. Tüm şehirler kozmopolit hale geldi. Suriyeli, Iraklı, vb. istilasına uğradı. Her yer Arapça levhalarla doldu. Mahalleler işgal altına girdi. Sosyal doku dejenere oldu.

Durum çok vahimdir. Lütfen sorumluluklarınızı idrak ediniz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Mustafa Orda

16.01.2017 - 23:22
Böyle bir ortamda bile gerçekleri dile getirdiğiniz, olaylara sağduyuyla yaklaştığınız için teşekkür ediyorum.Selamlar
Yazarlar