Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Böyle'' bir İktidar, ''Öyle'' bir Muhalefet olmalı, ama...

14.9.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

“Türkiye ne zaman krizlerden kurtulur, huzura kavuşur” sorusunun cevabı basit!..

İktidarın, Anayasamızda yazılı ve “değiştirilemeyecek, değiştirilmesi için teklif dahi verilemeyecek” 4 maddeden birinde yazılı olan “Demokratik, laik, hukuk devleti” ilkesine harfiyen riayet edecek, “basın ve ifade özgürlüklerine” uyacak, Atatürk’ün “Yurtta Sulh, cihanda sulh” ilkesini “yeniden” Türk dış politikasının omurgası yapacak, Dünyadaki “gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerdeki tek adam rejimlerinin diktatör mukallidi liderleriyle beraber görüntü vermeyecek, ABD / Rusya / Çin gibi “dev” ülkelerle “stratejik ortaklık sevdasından vazgeçip”, yüzünü AB ülkelerine çevirerek, “AB’ye girme kıstaslarının alt ve üst yapılarını hazırlayıp” bu girişi gerçekleştirecek nihai sonucu alacak, “hayata gelmelerini ve hayatta kalmalarını, ‘Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı’ üzerine kuran “nevzuhur” tarikat bozuntularının ve onların “yobazlık hokkabazı” sözüm ona şeyhlerinin, şıhlarının “eteklerine yapışmalarına” son verecek, Milli Eğitimi “gerçekten milli eğitim yapacak” bir programı acilen uygulamaya sokacak”, yani ve kısaca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği “81 milyonun cumhurbaşkanı olacağım” sözünün gerçekleşmesini sağlayacak” bir iktidara dönüşmesi gerek!..

Sevgili okurlarım, şimdi bu satırları okurken, “Rüyamı görüyorsun, Öcal Efendi, bu söylediklerin olur mu?” diye düşünüyorsunuzdur!..

Hayır, ben öyle düşünmüyorum, neden olmasın; “çok eskilere, binlerce yıllık bir tarihimizin bütünündeki yüzlerce örneğe bakmanıza gerek yok; sadece “iki örnek” yeter de arta bile. Osmanlıyı okuduysanız; 2. Mahmut’un “o çok zor dönemlerde” neler yaptığına, “bitmiş, tükenmiş, bitkisel hayata girmiş Osmanlı’nın küllerinden” Atatürk’ün Orta Doğu’nun “en güçlü devletini nasıl kurduğuna” bakarsanız, görürsünüz ki, Türk için “çok zor ve olmaz” yoktur; yeter ki, “istensin!..”

Ve de, elbette “ortada”,  iktidarı gerçekten uyaracak, hatalarını, yanlışlarını ortaya koyacak, dahası “nelerin ve de nasıl yapılması gerektiğini anlatmak, ikna etmek, güven vermek için, özetle “halk katına çıkabilmek” için, “rahmetli Ecevit gibi” Anayasanın ve yasaların verdiği hakları kullanarak ve de “yasaların dışına çıkmadan” eve, kahveye, meydana, sokağa inmek, “rahmetli Demirel gibi” köy / kasaba yollarına düşmek, “medya desteği olmadığından” sosyal medyayı “siyasi ve yasal bir disiplin içinde propagandanın, algının en etkili iletişim silahı hâline getirmek” gibi “yapılması gereken çok basit muhalefet usul ve görevlerini” bihakkın yerine getirecek bir muhalefet olacak; söyleyin Allah aşkına, bugün “böyle bir muhalefet” var mı, ülkemizde?..

AKP iktidarı “kendi yazıyor, kendi oynuyor, kendini alkışlatıyor, hak ettiği oyu da alıyor”; perdeee!...

Nerede muhalefet; “ülke insanlarına nasıl ulaşılacağını, güvenlerini sağlayacak algıyı yurt çapına yaymak için nelerin yapılması gerektiğini” bilmeyen, Hitler’in Propaganda Bakanı Göbels’i analiz etmekten aciz ve belki de “sonradan lağvedilen)  “Psikolojik Harekat Teşkilatı / Toplumla İlişkiler Başkanlığı’nın kurucularından” emekli albay Dr. (Cumhuriyet Tarihi / Tez: Atatürk’ün ekonomik görüşleri) Tahir Tamer Kumkale’nin “ Beynimizi Kimler Nasıl Yönetiyorlar” kitabını bile okumamışlar muhalefeti var, Türkiye’de.

Bu muhalefet, halk  katına  nasıl çıkacak, vatandaşı nasıl ikna edecek ve de bu millet “o muhalefete” nasıl inanacak da peşinden gidecek?..

 

******

 

Haftanın Adamı 

Kemal Kılıçdaroğlu

İl Başkanları ile yaptığı toplantıda "Bana bir felsefi derinlik gösterebilirseniz ben bırakın kurultay yapmayı vallahi yarın sabah giderim" diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sütunumda “Haftanın Adamı” olarak yer almayı hak etti!..

“Cin gibi”; çok iyi biliyor ki; “fizik hocası” Muharrem İnce, “felsefeden bihaberdir” ve anlaşılıyor ki, Muharrem İnce “Ben CHP Genel Başkanlığına adayım” dedikçe, Kılıçdaroğlu, için “koltuk” garantide; zira, “Felsefe” nerde, dahası “Felsefe derinliği” nerde ve de “Muharrem Bey” nerde?..

 

******

 

Şaka!..

Sevgili kardeşim Hıncal Uluç’un Sabah’taki “Tebessüm” köşesinden alıyorum;

“– Bu mevsimde okyanusta yüzmek emniyetli midir?.

– Hem de nasıl!. Çünkü bütün köpek balıkları National Geographic ve Discovery kanallarına film çekmekle meşguller!..”

Eh, gazeteci Öcal Uluç’a da “Ülkede bunca büyük sorun var, krizler var; AKP’liler bu süreçte acaba rahat rahat uyuyabilirler mi?” diye sorsalar acaba ne cevap verir?

İşte cevabım:

“– Hem de nasıl uyurlar bilir misiniz; mışıl mışıl. Zaten öyle de uyuyor, hatta  güzel rüyalar bile görüyorlardır; zira muhalefet, durup dinlenmeden harıl harıl Meclis Başkanlığına verecekleri, ‘bakanlarca cevap dahi verilmeye tenezzül edilmeyen’ yazılı soru önergeleri hazırlamakla meşgul!..”

 

******

 

 

Sözün Özü

Bana soruyorlar; “Meral Akşener Hanım, Cumhurbaşkanı’nın resepsiyonuna gitmişti. Acaba orada Chia Tohumu ilaveli Ejder Meyvesi Smoothiesi içti mi? O gün bugündür sesi sedası çıkmıyor da. Yoksa Ejder Meyvesi, ses kısıklığı mı yapıyor?..”

Buyurun cevap verin, bakalım; verebilirseniz?..

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test