Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Esas olan kalıcı ve yapısal düzenlemelerdir

7.9.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Beklentilerin biraz altında gelse de,  Ağustos ayı enflasyon rakamları,  ekonominin henüz bir dengeye kavuşamadığını, kurlardaki yükseliş ve oynaklığın sürdüğünü ve kalıcı bir istikrar sağlanamadığını göstermektedir. Söz konusu ayda TÜFE bir önceki aya göre % 2,30 ve bir önceki yılın aynı ayına oranla % 17,90 artış göstermiştir. Belki daha da önemlisi ÜFE’nin aynı ayda %32,13 lük bir yükselme göstermiş olmasıdır. Bunun anlamı, toptancı piyasadaki fiyat artışlarının, tüketici piyasalara henüz yansıtılamamış olmasıdır. Bu durumda önümüzdeki aylarda enflasyondaki artış eğilimi sürecek demektir. TÜFE ile ÜFE arasındaki makas hiçbir zaman bu kadar açılmamıştır. Tüketici fiyatlarına yansıtılamayan enflasyon, şirketlerin kar hadlerinde gerilemeye sebep olacaktır.

Döviz fiyatlarındaki artış veya bir başka  ifade ile TL’nin değer kaybı sürmektedir.  Ağustos ayında TL’deki  kayıp %24,6 dır. Yılbaşından bu yana kayıp ise % 41dir. Böyle bir artışın sanayi ve ticaret sektörlerinde, yeni yatırım kararlarında, fiyatlamada dövizle yapılan borçlanmaların geri ödenmesinde, enflasyonun kontrol altına alınmasında ve nihayet faiz hadlerinin makul düzeylerde tutulmasında önemli sorunlar yaratacağı açıktır. Zaten piyasalarda bu durum açıkça gözlenmektedir.

Döviz kurlarındaki artış, sektörlere farklı etkilerde bulunmaktadır. Örneğin turizm sektörü TL’nin değer  kaybetmesi  sonucu hem  turist sayısı ve hem de turizm geliri açısından kazanç sağlamıştır. Aynı şey, kısmen de olsa ihracat sektörü için de söylenebilir. Kısmen deyişimizin sebebi, ihraç kalemleri içinde önemli ölçüde ithal girdisi olması ve maliyetlerin artmasıdır. İthalatta ise 3 aydır gerileme yaşanmaktadır. Haziran ayında % 3,8,Temmuzda  % 6,7 ve Ağustos ayında % 22,4 lik ithalat gerilemesi olmuştur. Cari açık açısından bakıldığında, ihracatın artış gösterdiği bir dönemde, ithalatın azalması olumludur. Bu durumda dış ticaret açığı ile birlikte cari açık ta  azalacak, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise artacaktır. Ancak, olaya ekonomik büyüme açısından bakıldığında, ithalatın azalması hem iç talebin hem de büyümenin gerilemesi söz konusu olacaktır. Büyümenin makul düzeyde tutulması ve büyümenin reel sektöre dayalı hale getirilmesi öteden beri savunulan bir görüştür.

Önümüzdeki günlerde ekonomide ve ekonomiyi ilgilendiren alanlarda ciddi önlemler alınacağı açıklanmıştır. Merkez Bankası, Ağustos ayı enflasyonunu yorumlarken 13 Eylülde yapılacak PPK toplantısında fiyat istikrarını desteklemek amacıyla gerekli tepkiyi göstereceğini ve bu amaçla elindeki bütün araçları kullanacağını açıklamıştır. Piyasa bu açıklamayı faiz artışı olarak algılamıştır. Şimdi tartışılan konu faiz artışının oranıdır. Tahminler yeni oranın %20 nin üstünde olacağı şeklindedir.

Bir başka beklenti,  bu ay açıklanacağı bildirilen Orta Vadeli Program’ın içeriğidir. Geçmişte açıklanan ancak hedeflerin tutturulamadığı Programlara benzeyip, benzemeyeceği tartışılmaktadır.

Yeni ekonomi yönetiminin doğrudan yabancı yatırımların ülkeye çekilmesi için ne gibi düzenlemeler yapacağı bir başka beklentidir. Çünkü bu alandaki düzenlemeler, ekonomik önlemler yanında hukuk, demokrasi, yargı gibi alanları da kapsamaktadır. Yabancı sermeye için güven başta gelen unsurlardan biridir.

Maliye Bakanlığı’nın, Merkez Bankası’nın, BDDK’nın ve diğer ilgili kuruluşların, çok sayıda önlem aldığı doğrudur. Ancak bunların önemli bir bölümü geçici niteliktedir. Önemli olan yapısal nitelikte ve kalıcı olan önlemlerdir.

Özetle, Eylül ayı alınacak önlemler ile piyasanın bunlara tepkisine sahne olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test