Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kendileri dışındakileri, Müslümanlığa karşıymış gibi göstermek çirkin

14.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kutuplaşmayı hakikaten kendileri için ciddî bir avantaj olarak görüyorlar. Hâlbuki bu memlekete, bu ülkede yaşayan insanlara bundan daha büyük kötülük olmaz.

Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, Yeni Asya gazetesinden Ülker Yılmaz Caba'nın sorularını cevaplandırdı. 

Karamollaoğlu'nun röportajından ön plana çıkanlar şu şekilde;

"İnsanlar geçinebiliyor mu? Geçinemiyor. Herkes borca mahkûm mu? Mahkûm. Esnaf perişan mı? Perişan. Çiftçi batmış mı? Batmış"

- İktidarın “dört benzemezler” diye aşağılama, hattâ “şer odakları” ifadesiyle suçlama gayretlerini nasıl yorumluyorsunuz?

İşte bunlar bir defa çirkin. Siyaseten bizim hiçbir zaman benimseyemeyeceğimiz bir üslûp. Eğer milletin belli bir kısmı belli partileri tercih ediyor, onlara oy veriyorsa, siz bunları ‘şer odakları’ diye tarif edemezsiniz. Siz söylediğiniz konuma düşersiniz. Şer ne demek? Kötülük demek. Eğer siz bu memleketi kutuplaştırmaya çalışırsanız en büyük zararı verirsiniz. Bu şu manaya geliyor; sizin başkalarına tahammülünüz yok. Siz tahammülsüzsünüz. Kimseyi dinlemiyorsunuz, kimseyle istişare edemiyorsunuz. Bugün başımıza gelen sıkıntıların temelinde de bu yatıyor. Onun için bunların bu sözleri, aslında bizim ne kadar haklı olduğumuzun işareti.

Ecevit’le, Demirel’le, Türkeş’le de ittifak yaptık. Geçmişte de her kesimle ittifak yaptık. 
Kutuplaşmayı hakikaten kendileri için ciddî bir avantaj olarak görüyorlar.Hâlbuki bu memlekete, bu ülkede yaşayan insanlara bundan daha büyük kötülük olmaz.Bizim bu kanaatimiz eskiden beri var. Biz geçmişte bu ülkedeki, kendisini solcu olarak tanımlayan, sağcı olarak tanımlayan, ülkücü olarak tanımlayan, muhafazakâr olarak tanımlayan herkesimle ittifak yaptık. Koalisyon kurduk. Hatırlanırsa Ecevit’le kurduk, Demirel’le kurduk, Türkeş’le kurduk. Bütün bunlar bir şey gösteriyor; biz aslında yeri geldiği zaman oturup konuşarak müşterek taraflarımızı bulabiliriz. Mutlaka müşterek nokta vardır bu ülkede yaşıyorsak. Onun için kutuplaşmayı önlemek bizim için çok büyük bir önem taşıyor. Bu ifadeler de bizim ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor.


İnsanlar Müslümanların giyim kuşamına bakarak İslâm hakkında bilgi sahibi olamaz, ona ısınamazlar. İnsanlar bir Müslüman’ın ahlâkî değerlerine bakarlar, davranışına bakarlar, yaşantısına bakarlar. O, insanlarda İslâm’a karşı bir özenti, bir yakınlık doğurur. Ama bunun tam tersi meydana geliyor. Bugün maalesef okullarda deizmin giderek arttığı konusunda endişeler var. Çünkü, yönetimde bulunanların söylemleriyle eylemleri birbirine uymuyor, tutmuyor. Onun için şimdi zeytinyağı gibi üste çıkmaya kalkıp, kendilerinin dışındaki herkesi Müslümanlığa karşıymış gibi göstermek veya birileriyle yan yana geldi diye onları da itham etmek çok çirkin bir şey.Biz olduğumuz müddetçe şuna ben inanıyorum ki; Türkiye’de Ak Parti olduğu müddetçe değil, ‘Millî Görüş’ bizim prensiplerimiz olduğu müddetçe ne CHP öyle bir yola girebilir, ne de başka bir parti. Bunu herkes bilmeli.

Türkiye kahir ekseriyeti Müslüman bir ülke. Müslümanlığı benimsemiş olan insanların, toplumda kendi inançlarını rahatlıkla yaşamaları onların hakkı. Kimse bu hakkı gasp edemez. Başkalarının da inancına baskı yapmayız. Yapmamamız bize zaten emredilmiş. ‘Dinde zorlama yoktur.’ Bu bizim en temel prensiplerimizden birisi. Osmanlı zamanına veya daha öncelere baktığınız zaman, Osmanlıların veya Müslümanların geçmişte hakim oldukları bölgelerde her din mensubu kendi inancını rahatlıkla yaşamış, kimse de onlara müdahale etmemiştir. Onun için şimdi biz iktidara geldiğimiz zaman birileriyle bir şey yapılacakmış da birileri bizim inancımızla ilgili konularda Müslümanlara baskı yapacakmış bunlar tamamen safsatadan ibaret.

Faiz belâsını bunlar başımıza getirdi

Şu anda yapılanlar, bugün başımıza belâ ettikleri, kendilerinin ifade ettikleri faiz belâsını kimse başımıza getirmedi. Bunlar getirdi.Milletin canına okunuyor, ‘faiz bir dünya gerçeğidir’ diyen bunlar.Biz değiliz ki.Bizim inancımızla bağdaşmayan, bir sürü meseleye Avrupa diretti diye rıza gösterdiler. Ben bunları dile getirip ismen zikretmek istemiyorum. Şimdi çıkıp bize Müslümanlık taslayacaklar. İslam’ın içerisini boşaltacaksınız, şeklini ortaya koyacaksınız, bu da İslâm’dır diye takdim edeceksiniz. Böyle bir şey olmaz.

- TÜİK geçtiğimiz gün 7.4’lük bir büyüme rakamı açıkladı. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Maşallah ekonomiyi büyütüyorlar. Bugünkü ekonominin büyümesinde millî gelir hesapları çok farklı bir şekilde yapılıyor. Ne yazık ki aldığınız borç, ödediğiniz faiz millî gelirin içerisine ‘girdi’ olarak sokuluyor. Onun için de biz borcu aldıkça büyüyoruz zannediyoruz.Oysa borç aldıkça geleceğimizi ipotek altına sokuyoruz.Bunlar milleti böyle kandırıyorlar. Adeta milletle alay ediyorlar.İnsanlar geçinebiliyor mu? Geçinemiyor. Herkes borca mahkûm mu? Mahkûm. Gelecekten endişesi var mı? Var. Esnaf perişan mı? Perişan. Çiftçi batmış mı? Batmış. Dışarıdan tonlarca et, yüzbinlerce hayvan ithal ediyor muyuz? Ediyoruz. Dış ticaretimiz açık veriyor mu? Veriyor. Bu açık artıyor mu? Artıyor. Şimdi siz çıkıp bir rakam ortaya koyuyorsunuz, ‘ya aslında sizin zil çalıp oynamanız icap eder. Ne bu üzüntü’ diyorsunuz.

Bu aslında trajikomik bir yaklaşım. Bunlar Türkiye’yi obezite hastalığına tutulmuş bir hale getirdiler. Zararlı ne varsa, ülkedekilere faiz yedirip, borca mahkûm ediyorlar ekonomi böyle şişiyor. Bu obezite hastalığına tutulmuş bir ekonomik bir durumla karşı karşıyayız. Bu bizim güçlendiğimizin, kalkındığımızın, dışarıya bağımlılıktan kurtulduğumuzun işareti değil. Tam tersi giderek battığımızın işareti. Bu politikalar değişmeden Türkiye üreterek güçlenmeden, bizim ekonomimiz büyümüş, küçülmüş hiçbir mana ifade etmez.

- Yatırımları durduracağız diyorsunuz ve bu konu iktidar tarafından seçmene ‘kazanılan her şey kaybedilecek’ gibi yansıtılıyor. Bu konuyu biraz açar mısınız?

Bizim ‘yatırımları durduracağız’ dediğimiz şu anda bugünkü hükümetin parayı toprağa gömmekten başka yaptığı hiçbir yatırım yok. Sürekli olarak parayı toprağa gömüyor ve bunu kalkınmanın bir işareti olarak göstermeye çalışıyorlar. Binalar, köprüler, tüneller, hastaneler yapılıyor. Bütün bunlar ‘bak biz ne kadar güçleniyoruz, gelişiyoruz, kalkınıyoruz’ diye millete kaba bir tabirle adeta yutturuluyor. Hâlbuki gerçek öyle değil.Bütün bunlar borçla yapılıyor. Borç bizim sırtımıza bir kambur gibi binmiş, bunu ödeyecek imkânımız yok.Bu sene 240 milyar dolar borç ve faiz ödenecek. İhracatımız açık veriyor. Bütçe açık veriyor. Nereden bulacaklar bu parayı? Gene gidip yalvar yakar dışarıdan alıp getirecekler.

İsrail’in Kudüs’ü başkent ilân etmesi, arkasından ABD’nin de ‘tamam ben bunu kabullendim büyükelçiliğimi oraya taşıyacağım’ demesinin arkasından gösterdikleri tavra benzer. Sadece kabadayılık yaptılar. ‘Eyy İsrail, terör devleti’ama bu İsrail’i yolundan çevirdi mi? Bir yaptırım var mı? Tam tersi bunu yaparken gitti Mavi Marmara mağdurlarının hukukî olarak hak arama imkânını ortadan kaldırdılar.Onun için diyorum; bir yerde efeleniyorlar, öbür yerde o kadar büyük tavizler veriyorlar ki buna kimse rıza gösteremez. Bunlar gizli değil, açık birazcık durumu okumak yeter görmek için. Ama işte milletimizin belli kesimlerinde de insanlar seslerini birazcık gür çıkardıkları zaman ‘helâl olsun’ deme alışkanlığı var.

Bu kabadayılıkla, böyle efelenmeyle dış politika yürütülmez.Onun için şu anda burada çok, ama çok ciddî endişeler taşıyoruz biz. Bu iktidar devam ettiği sürece de bunun düzeltilme imkânı yok. Politikaları farklı, verdikleri kararlar üzerine düşünülmüş, bu ülkenin bu bölgenin menfaatini teminat altına alan kararlar değil. Meselâ Mavi Marmara için ne dedi Sayın Cumhurbaşkanı, ‘bana mı sordunuz’ dedi.Ama 2 sene önce elbette kendisini doğru çıkaracak ifadeler kullandı. Biz dedi bunlara destek verdik. Bu sözü söyleyince de önüne o zamanki sözünü koydular. Bu kadar tutarsızlık dış politikada gitmez.

Fakat bunun bizim ifademizlebir dip dalga oluşturduğu kanaatindeyiz.İnsanlar kanaatlerini ifade etmekten çekiniyorlar, çünkü bize destek verecek büyük bir kesim Ak Parti’den kopacak. Bunu da kendilerinin üzerindeki baskıdan dolayı dillendiremiyorlar. Anketlerde kanaatlerini dile getirenlerde tercihlerini doğru olarak dile getirmiyorlar, ne olur ne olmaz diye genelde hükümetten yana bir tavır sergilemeyi tercih ediyorlar. Bizim beklediğimiz bu dip dalga seçimde ortaya çıkarsa, biz bu seçimde en güçlü parti olarak çıkarız kanaatindeyiz.

Toplum tehlikeyi görüyor ve bir çıkış yolu arıyor. Bundan dolayı da kendi partisine değil, ben sosyal demokratım ama size oy verebilirim diyebiliyor. Bundan dolayı ümidimiz biraz daha fazla. Takdire de razıyız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

CHP Önceki Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, bu yıl başlatılan seyyar sandık uygulaması ile oyunu kullandı.

Sosyal medyada paylaşılan bilgilere göre Şanlıurfa’da müşahitlerin sandık başından tehdit ve baskı ile uzaklaştırıldığı bildirildi.

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem Ince'nin Maltepe mitingine katılanların sayısı netleşti.

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem ince 5 milyon kişinin katıldığı Maltepe mitinginde, 36 saatlik seferberlik ilan ettiğini söyleyerek, vatandaşlardan sabah beşte sandık baş...

Drees&Sommer öncülüğündeki Alman şirketler, Dumankaya ve Fi-Yapı'nın yarım kalan inşaatlarını tamamlayacak. Şirket bunun karşılığında Türkiye'ye ait olan İzmir açıklar...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kartal'da konuştu.

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin 2014 yılında kahvedeki gençlerle okey oynadığı fotoğraf, Sabah gazetesinde "İnce 15 Temmuz'da tavla oynuyordu" başlığıyla servis ...

Yazarlar
Website Security Test