Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Durum Bundan İbaret!

6.7.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

24 Haziran’ın üzerinden günler geçti ama toplumda seçim sonuçları hâlâ tartışılmaya devam ediliyor. 16 yıllık iktidarın potansiyel yıpranma payına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimden yeniden galip ayrılmasının sırrı ne?
Selahattin Demirtaş hapiste olmasına rağmen, HDP yüzde 10-11 oranlık oyunu korurken, CHP'nin oyları neden yüzde 25’ten yüzde 22’ye geriledi?
Merkez partisi olma iddiası ile yeni kurulan İyi Parti, AKP'den ve MHP'den ne kadar oy alabildi?
Kampanya sürecindeki vaatlerin halk üzerinde bir etkisi oldu mu?
Halk alanlarda konuşulanlara bakarak mı oy veriyor, duygusal bağ kurduğu lidere göre mi?
Seçim sonuçlarına ve güvendiğimiz araştırmalara bakınca, bu seçimde de Türkiye sosyolojisinde fazla bir değişiklik olmadığını görmek mümkün. Haziran seçimlerinden sonra 1 Kasım’da oylarda görülen iniş-çıkışlar, bu seçimde de benzer şekilde oldu. Anlaşılan o ki, Türkiye’de artık seçimler çok büyük ölçüde kimlikler üzerinden yapılıyor. Aslında biz seçim yapmaktan ziyade, "Tayyipçi", "Muharremci", "Meralci", "Kürtçü" kaç kişi var diye sayım yapar gibiyiz.
Hal böyle olunca doğal olarak da alanlarda ne söylendiğinden çok, kimin ne söylediği öncelikli oluyor. Söylenenler yanlış da olsa söyleyen sevdiği liderse "mutlak doğru" olarak görülebiliyor. Futbol takımı tutar gibi tutulan bu lider taraftarlığı da kolay terk edilmiyor. Ekonomi nasıl giderse gitsin, dolar kaça çıkarsa çıksın, soğan - patates fiyatları nereye giderse gitsin; o katılaşmış kimlikler değişmiyor... Dolayısıyla gel de şimdi siyaset bilimci Prof. Dr. Yılmaz Esmer Hocanın "Türkiye’deki seçimlerin sonucunu ekonomik durum ve partilerin seçmenlere vaatleri değil, kimlikler ve ideolojiler belirliyor" sözüne inanma!
Yurtdışında yaşayan Türkler ait oldukları kimliklerini gittikleri ülkelerde devam ettirdikleri için kırsal kesimden az eğitimli nüfusun gittiği Almanya’da yüzde 65 AKP ve Tayyip Erdoğan’a verirken, Amerika’da bulunan eğitimli Türkler yüzde 70 CHP'ye oy vermişti.
Çok travmatik bir değişim olmadıkça da seçmen davranışı kolay değişecek gibi görünmüyor!
Bu kimlikler bize Türkiye’de yüzde 60’a 40 gibi ciddi biçimde bir ayrımın yerleştiğini gösteriyor. Ben kimliklerin biraz daha geçişken olabileceğine inanıyorum. Muharrem İnce'nin ve Meral Akşener'in aldığı oylar bunun mümkün olduğunu bize göstermiş oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 16 yılın yıpranmışlığına rağmen şimdiye kadar girdiği bütün seçimleri alması, bunu nasıl başardığı, sanırım siyaset bilimciler tarafından da uzun uzadıya incelenecektir. Bu dünya siyaset literatürü açısından da kendine has bir durum!
Ben şimdiye kadar, aynı partinin aynı liderle üst üste seçime girip puan kazandığını hiç duymadım. Bu kişiliğine duyulan bir hayranlık mıdır, yoksa halkımızın rasyonel olmaktan çok duygusal kararlar verdiğinin bir sonucu mudur, bilemiyorum. Anlaşılan seçim kazanmak isteyen liderlerin öncelikle halkla arasında bu duygusal bağı kurması gerekiyor...
CHP liderleri kitlelerle yıllardır bu tür bir duygusal bağ kuramadı. Bu duruma bunun dışında bir açıklama bulamıyorum… Bunu ilk defa meydanlara çıkan Muharrem İnce başardıysa, halkla yüzde 22'yi yüzde 30'a çıkaracak gönül bağını kurabildiyse, seçmenine umut verip, yüzünü gülümsetebildiyse partisinin genel başkanı o olmalıdır...
Akan suyun önünde durulmaz Sayın Kılıçdaroğlu. Artık yeter! Yönetiminin değil, seçmenin ne dediğine, ne söylediğine bak. Seçmeninle olan gönül bağın artık bitti.
Sözü yine Sayın Prof. Dr. Yılmaz Esmer'e bırakıyorum: "Yani 'Çok iyi işler yapıyor' gibi şeyler söylemek açıklama değil. Eğer siz duygusal bir yakınlık hissediyorsanız bir insanın yaptığı işleri de iyi görürsünüz. Araştırmalar yaptık. Tayyip Erdoğan’ın bir konuşmasından dövizin durumuna dair söylediği bir cümleyi okuyorsunuz ve ahalinin yarısına, 'Bu sözlere katılır mısınız?' diye soruyorsunuz. Öteki yarısına da 'Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği bu sözlere katılır mısınız?' diye soruyorsunuz. Oranlar nasıl fark ediyor, biliyor musunuz?! Onun söylediğini duydukları zaman, onun seçmeninin onay oranı artıyor, ona karşı olan seçmenin onay oranı düşüyor. Arada müthiş bir fark oluşuyor."
Evet hanımefendiler ve beyefendiler! Durum ve vaziyet bundan ibaret!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test