Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Anılar, Onassis ve Arşiv

6.7.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Taşa yazarsın birkaç bin yıl kalabilir. Kağıda yazarsın solar. Kuma yazınca bir dalga ile yok olur. Pekiyi dijital ortamda yazılan ne oluyor?
Bir felaket ki, illaki yaşayacağız! Bütün dijital veriler kaybolacak. Bir veya birkaç nesil hafızasız kalacak. Norveç’te Piql isimli bir firma bu felakete karşı tedbir almak için buzullar içinde bir sığınakta çağımıza ait verileri depolamak ile meşgul. Ve seçtikleri yöntem de ilginç: bilmem kaç milyon gigabyte falan halinde depolamıyorlar.
Bir felaket karşısında bazı bilgilerin kaybolmaması için röntgen filmine çekip kar altında muhafaza ediyorlar bilgileri. Öyle ya, elektrik falan kesilirse “bulutlardaki” bilgiler hemen ve datacenter dedikleri veri depolarındakiler de bir kaç on yıl sonra kaybolacaklar.
Onasis dünyanın en zengin insanı!

Birkaç yıl önce yirmili yaşlardaki öğrencilerimin Onassis ismini hiç duymadıklarını saptayınca bayağı şoka girmiştim. Kennedy ismini çoğu biliyordu. Marilyn Monroe ismini hepsi!
Halbuki Akhisarlı Onasis dünyanın en zengin adamı olmuştu. Kennedy ölünce de onun eşi Jaqueline ile evlenmişti. Düşünün! İkinci sınıf bir göçmen ülkesinden (Yunanistan ve Türkiye ABD’de kanunen ikinci sınıf göçmen ülkeleri idiler bin dokuz yüz otuzlu yıllarda!) gelen biri katledilen başkanlarının eski karısı ile evleniyor!
Şimdi farklı mı? Eh en azından biraz, belki.

Ama saçı zeytinyağlı bir zenginin ABD’nin sevgili eski Başkanının karısı ile evlenmesi ve hatta bir gemi gezisinde “iş konuşurken lafa girme!” diye azarlaması ve bunun basına yansıması ABD’nin yönetici sınıfının gönlünde 11 Eylüldeki İkiz kulelere olan uçak saldırısı gibi bir yara açmıştı. Hoş, hâlâ o kafa tam değişmedi ya; geçen hafta Brezilya’yı ziyaretinde Başkan Yardımcısı Pence kibirin ve cehaletin cılk bir şekilde dışavurumu olarak “Orta Amerika ülkelerine” bir mesaj verdi! Coğrafi olarak Orta Amerika ve Güney Amerika arasındaki farkı görmezden gelerek.

Lise’de öğretmemişler mi bu adama, Orta Amerika neresi Güney Amerika neresi? Yani bilgiler özetle kayboluyorlar. Allahtan yapılan aptallıkların küstahlıkların bir kısmı da!

Kendi Arşivim

Geçen ay Mehmet Emeç’in Urla arşivi ve fotoğraflarını “blogumdan” yayınladık. Sonra kızımın, bana armağan olarak yaptığı sitede (mahmuttolon.com) TRT’nin yayınladığı bir filmin kaybolduğunu farkettim. Youtube’ a yüklense idi daha mu güvenli olacaktı? Belki. Girişte yazılana göre ise muhtemelen hayır! Oğlumun yaptığı (tolons.com) çiftlik sitesi aylardır zaten göçmüş bir vaziyette. Ben gene arada yardım alarak bu blogu yürütüyorum.

Emeç resimleri yüklenince “çamaşır odasında bir kaç dosya yazı ve haberi de yükleyelim” dedik. Bu blogun yaratıcılarına güvenip. Hem dijital olursa daha bir güvenli mi sorusu ile. Genç iki parlak öğrenci (genetik ve elektronik mühendisliği) başladılar. “JPG yerine scan daha iyi netice verir” dediler. Bir baktım yaptıklarına; hayret ve dehşet. Tarihe göre sıralama yok, bir sürü eksik, bembeyaz veya sapsarı okunamayan sayfalar da scan edilmiş ne işe yarayacaksa. Bir gün üç vakitte birisi ile “oturup beraber yapalım” da karar kıldık. Yani bir kaç ay içinde kuma yazılan yazılardan bir demet daha.
Kul işi kolay olmuyor ve garibin tavuğu tek tek yumurtluyor kısacası.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test