Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Yalan / İftira ve İslam!..

18.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Seçim” gibi, bir kuruluşun, bir grubun, bir beldenin, bir bölgenin, bir ülkenin kaderini, yöneticilerini, başkanlarını tayin edecek olayların içinde olduğum zaman hep şunu düşünmüşümdür; “İşte şimdi yalanların, iftiraların uçuştuğu bir sürecin ortasında olacağım!..”

Elbette, “ahlak”, elbette “hukuk”, elbette “insanlık” yalanlar ve iftiralar konusunda “kötüdür” der, “suçtur” der, “söylenmemeli, yazılmamalı, yapılmamalı, atılmamalı” der; der de “kim” aldırır?..”

İşte, “demokrasi tarihimizin en kritik, en önemli seçimlerinden birine gidiyoruz”, ortalık “yalandan, iftiradan geçilmiyor”; sosyal medyada, medyada, salonlarda, meydanlarda, sokaklarda, kafe ve kahvelerde “bini bir para!..”

Bu defa konunun “ahlak / hukuk / insanlık ne diyor” tarafını bıraktım, acaba “İslam Dini, Kuran – ı Kerim, Hazreti Peygamber ne diyor” diye, kitaplığımdaki kitaplar arasında ve internetteki “güvenilir kaynaklar” arasında dolaştım ve de “öyle gerçeklere ulaştım” ki, hemen söyleyeyim; ortalıkta “ben Müslüman’ım” deyip de “günahların en büyüklerinden birini işlemeyen” yok!..

Sadece YALAN ve İFTİRA’dan söz etmiyorum; BÜHTAN (Kara çalmak / Suç yüklemek) GIYBET (Bir insanı gıyabında eleştirmek, çekiştirmek ve hoşlanmayacağı sözler söylemek)’ten, KOĞUCUK (İnsanlar arasında söz taşımak) ve YALANCI ŞAHİTLİĞE kadar, çok şeyden bahsediyorum; hemen her gün, günün en az yarısında “işlediğimiz günahlardan” bahsediyorum!..

Ve de… “Diyanet İşleri Başkanlığının kitapları” başta, “en güvenilir kaynaklardan” derlediğim bilgileri yazıyorum.

Bakınız, Kuran – ı Kerim, “iftira / yalan için” ne diyor:

“Siz o iftirayı dilinize dolamıştınız. Hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığınız şeyi ağzınızla söylüyor ve onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Hâlbuki bu, nezdinde büyük bir günahtır.” (Nûr / 15)

“O asılsız sözü duyduğunuz zaman; ‘Bunu konuşmak bize yakışmaz. Haşa! Bu büyük bir iftiradır’ demeniz gerekmez miydi?” (Nûr / 16)

“Size şeytanların kimler üzerine inip durduğunu haber vereyim mi? Her günahkâr iftiracı, yalancı, sahtekâr üzerine iner. Bunlar (şeytanın iftira ve yalanına) kulak verirler. Çoğu ise yalancıdır.” (Şuarâ / 221 – 223)

“Kim bir hata yapar veya kasıtlı günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa, büyük bir bühtan / iftirâ ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.” (Nisâ / 112)

Ve bakınız, Hazreti Peygamber “İftira ve yalan için” ne diyor:

“Kıyamet gününde iftira ve yalanla başkasına, suç isnat edenlere, itibarını rencide edenlere, malını haksız yere yiyenlere büyük bir ceza vardır. Bunlar, dünyada namaz kılmış, oruç tutmuş, zekât vermiş olsalar bile, söz konusu ibadetlerin sevabı kendileri, için yeterli olmayacaktır. Tam tersine bu ibadetlerden elde ettikleri hayır ve sevap, muhataplarına yaptıkları haksızlığın bedeli olarak kul hakkı şeklinde verilecek ve kendileri, servetini kaybetmiş bir müflis gibi boş ve çaresiz kalacaklardır.” (Tirmizi, Kıyamet, 1)

“Yalan / İftira / GIYBET / KOĞUCULUK / YALANCI ŞAHİTLİK” üzerine onca ayet var, onca hadis, onca örnek, onların hepsini yazsam, köşem bulunduğu koca gazete sayfası almaz.

Bıraktım, yalan ve iftirayı, Hazreti Muhammed “gıybet için” ne demiştir:

“Peygamberimiz (a.s.) ashabına; ‘Gıybet nedir bilir misiniz?" diye sormuş, sahabe; ‘Allah ve Resulü daha iyi bilir" cevabını vermişler, bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.); ‘Kardeşini, onun hoşlanmadığı bir nitelik ile anmandır" diye tarif etmiştir. Kendisine, ‘Kardeşimde dediğim nitelik varsa ne buyurursunuz?’ denilmesi üzerine, ‘Eğer dediğin sıfat kardeşinde varsa işte o zaman gıybet olur. Yoksa ona bühtan (Kara çalma / Suç yükleme) ve iftira etmiş olursun’ buyurmuştur. Dolayısıyla gıyabında konuşulan nitelik o kişide yoksa buna gıybet değil ‘iftira’ denir. İftira gıybetten daha kötü bir davranıştır. Zira gıybette zikredilen husus kişide vardır, iftirada ise yoktur.”

Açın gazeteleri, açın TV kanallarını “yalandan, iftiradan, gıybetten geçilmiyor” ve de ne yazık ki, “onlara inanan” bizler de bir başka günahın, kötü davranışın içine düşüyoruz; “koğuculuk yapıyoruz”; onlardan başkalarına “söz taşıyoruz, gıybet taşıyoruz, iftira taşıyoruz, yalan taşıyoruz!..”

“İslam'ın yasak ettiği ve büyük günah olarak saydığı ahlak dışı kötü davranışlardan biri olan” Koğuculuğu yapan” kimseler, “Peygamber efendimizin hadislerinde ‘nemmâm (Bizzat dinleyip nakleden kimse)’ ve ‘kattât (Söylenenlere kulak kabartıp işittiği gelişi güzel dedikoduları nakleden kimse)’ olarak isimlendirilmiş ve bu kimselerin (cezalarını) çekmeden cennete giremeyecekleri” bildirilmiştir.

Bilmem ki, daha ne yazayım; insanlığımdan utanıyorum!..

 

Sözün Özü

Dünya tarihine bir bakın, “siyasetin şiddet ile savaş ile, kan ile beslenmediği süreçler” adeta “yok” mertebesinde; yoksa “demokrasi”, böyle bir süreçte, “insanların uyutması için icat edilmiş” bir hap mı?

TÜİK’in ters orantısı!..

Bir yandan “Dolar ve Euro füze gibi yükselirken”, ekonomisi büyük ölçüde ithalata dayalı ve “saman, mercimek ve eti bile dışardan getirmeye alıştırılmış” bir ülkede dış ticaret açığı “kapatılamayacak bir karadelik olarak” büyürken ve de “bazı ithalatçılar zenginliklerine zenginlik katarken”, olanın halkımıza olduğuna dönüp bakan bile yok. Halbuki “hayati bir seçime gidilirken” kamuoyu yoklamaları bu defa “vatandaşın, oyunu büyük ölçüde cebine ve midesine bakarak vereceğini” ortaya koyuyor.

İşte tam da burada Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gene devreye girecek.

“Enflasyonu küçük göstermek için, hem de enerji fiyatlarının da zorunlu olarak arttığı bir süreçte, hangi madde ve hizmetleri meşhur sepetlerinden çıkarıp, hangilerini onların yerlerine koyarak”, seçime giden AKP iktidarından “Aferin” alacak, doğrusu ya, çok merak ediyorum.

Bekleyelim ve görelim bakalım, mayıs aynının döviz ve enerji artış rakamları ile haziran başında açıklanacak enflasyon rakamları gene “ters orantılı” mı olacak?..

 

Haftanın Adamı

Donald Trump

Adam, sadece benim sütunumda değil, Dünya’da günün adamı!..

Kaç yıldır ABD’nin “Arap Baharı” diyerek Kuzey Afrika’dan başlayıp, Orta Doğu’yu barut fıçısının üzerine oturtarak, yüzbinlerce insanın öldüğü, onun 10 katı insanın yaralandığı, milyonların göç zorunda kaldığı bir bölge hâline getirmesi yetmiyormuş gibi, şimdi de, “katliamlı” yeni bir felaket kapısını açan bir Başkan çıkarıverdi!..

Trump pek muhtemeldir ki, “ülkesinde köşeye sıkışıp, başkanlıktan olacağını anladığından”, Amerikalıların gözlerini, kulaklarını, beyinlerini çevireceği bir “dış olayı” kurtuluş olarak görmüş ve “ülkesi İsrail’de, kendisi gibi köşeye sıkışmış, hakkında soruşturmalar açılmış” Başbakan Netenyahu ile beraber, “semavi dinlerin kucaklaştığı” Kudüs üzerine “bir düşmanlık tuzağı” kurmuştu; İslam Alemine ve özellikle İran’a doğru!..

Filistin / Gazze / Kudüs üçgenindeki “insanlık dışı kanlı İsrail Operasyonunun hazırlayıcısı” olarak, bir de “ödül almaz” mı?

Bir yandan onca insan öldürülürken, onca insan yaralanırken, Kudüs’ün futbol takımlarından Beitar Jerusalem’in kulübünün adının "Beitar Trump Jerusalem" olarak değiştirildiği açıklandı. Kulüp Başkanı, “Başkan Trump cesaretini ve İsrail halkıyla onların başkentine duyduğu gerçek sevgiyi gösterdi. Kulübün başkanları da tarih yazan Amerikan Başkanı'nın ismini kulübe eklemeye karar verdiler” dedi.

Şimdi, “sporu, siyaset en çirkin ve kanlı bataklığının içine boğazına kadar batıran bu futbol kulübüne, FİFA’lar, UEFA’lar hak ettiği “adından Trump’ın adını çıkarmadığı sürece boykot cezası” vermez ise, yuh olsun o uluslararası spor kuruluşlarına!..

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test