Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Boşvermişlik mi?

9.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir yanda savaş edebiyatı, bir yanda siyasi partilerin seçim ittifakı gürültüleri arasında esas tartışılması gereken uyum yasaları, ne yazık ki, gözlerden kaçıyor ve kamuoyunda hiç tartışılmıyor.

16 Nisan referandumuyla kabul edilen anayasa değişikliğine paralel olarak yasalarda bir dizi redaksiyon niteliğinde değişiklik yapan hükümet, önemli bir çalışma daha başlattı. 2019'da uygulanacak olan "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi"ne geçiş için Siyasi Partiler Yasası, Seçimin Temel Hükümleri Yasası, Milletvekili Seçim Yasası, Mahalli İdareler Seçim Yasası, Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası ve Halkoylaması Yasası'nın tüm maddeleri tek tek gözden geçiriliyor ve yeni sisteme uyarlanıyor. Bir başka ifadeyle; devlet yeniden yapılandırılıyor.

Uyum Yasalarının düzenlenmesi, kanunla yapılması gerekirken, KHK'larla yapılıp yürütülmesi ve bu durumun anayasayla hukuka aykırılığı konusu, birçok hukukçu tarafından dile getirildi. İstanbul Barosu Meclisi Uyum Yasaları İzleme Komisyonu tarafından düzenlenen bir panelde konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu da, uyum yasalarının yaşamsal bir öneme sahip olduğunu, "Yürürlükteki OHAL çerçevesi içinde değişikliklerin yapılıyor olması, değişikliklerin kanun hükmünde olsa bile, hukuk hükmünde olmayacağını" söyledi.

Ağırlıklı olarak İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının yürüttüğü çalışmalarda bazı düzenlemelerin olgunluk düzeyine geldiği, bazı düzenlemeler için seçenekler oluşturulduğu duyuluyor. Siyasi karar gerektiren bazı düzenlemeler için ise kısa zamanda adım atılacağı belirtiliyor. Başbakan Yıldırım'ın gazetelerde yer alan beyanatında, "Uyum yasaları ile ilgili uzlaşma ararız, olmazsa yolumuza devam ederiz." açıklamasından da anlaşılıyor ki, düzenlemelerin yasalaşması, kendi planladıkları formatta ve kendi belirledikleri takvimde, yani Mart 2018'den önce TBMM'den geçecek görünüyor.

İşin doğrusu, bahsedilen uyum yasaları yerel yönetimler, iç tüzük, siyasi parti ve seçim sistemi, kamu personel reformu ve devlet teşkilatının yeniden yapılandırılmasını içerdiğinden, bu sistemi bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek gerekirdi. Bu kamuoyunda da ne yazık ki, hiç dile getirilmedi. Geçtiğimiz haftalarda yargı reformu üzerine çalışıldığı bilgisi duyuldu ama tartışmaların hangi temele ve kriterlere dayanarak yapıldığı hakkında hiçbir açıklama yapılmadı.

Kamuoyunda yargıya güven konusunda bunca soru işareti varken, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı, hesap verebilirliği, şeffaflığı hiç olmadığı kadar iç ve dış kamuoyunda tartışılırken, erklerin birbirileri arasındaki ilişkisini gündeme taşımanın da ne kadar önem kazandığını görmemek mümkün mü?

2019 sonrasında uygulamaya geçecek olan yeni hükümet sisteminde temel denge denetleme mekanizmalarının nasıl kurulacağına dair hiç kimseden bir ses duyulmaması da çok garip doğrusu! Ne sivil toplumdan, ne hukuk çevrelerinden, ne üniversitelerden, ne barolardan ve ne de muhalefetten gelen bir soru, bir öneri, bir görüş var! Kamuoyunda hiçbiri konuşulmuyor, tartışılmıyor...

Bunun adı, derin sessizlik mi yoksa derin boş vermişlik midir, bilmiyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Website Security Test