Ana Sayfa / 

Toplum duyarlı olmalı

8.1.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İran’daki olayları yorumlayabilmek için önce genel durumu ortaya koymak gerektiği kanaatindeyim. İslam devrimi sonrasında halkın yaşam tercihlerini göz ardı eden baskıcı yönetim tarzı, ülkenin ekonomik kaynaklarının önemli bir bölümünü kendi halkının refahı yerine, Şii yayılmacılığı politikası gereği diğer Ortadoğu ülkelerindeki Şii gruplara ayırması ve ambargolar nedeniyle ekonomisinin zayıflaması, “Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi politikalarına kendi Şii yayılmacılığı politikası paralelinde müdahil olması, İran’ı bu günlere getiren önemli nedenlerdir” diye düşünüyorum.

Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde başrol oynayan ABD ve İsrail’in; İran’ın bölgedeki faaliyetlerinden rahatsız olduğu yakın geçmişte yaşanan ve halen demeçlere yansıyan şekliyle herkes tarafından bilinmektedir. Bunlara ilave olarak İran’ın, Rusya ve Çin’le yakın ilişkiler içinde olması ve Avrasya Bloğu olarak adlandırılan bu grubun bölgenin arzu ettikleri tarzda şekillendirilmesinin önünde bir engel teşkil etmesi sebebiyle de ABD ve İsrail’in hoşlanmadığı bir durumdur. Bunların yanında, bölgenin yeniden şekillendirilmesi projesinden İran’ın nasıl etkileneceği de üzerinde durulması gereken bir konudur. Irak ve Suriye’de yaşananlara bakıldığında; önemli bir Kürt nüfusa, yine önemli bir Azeri nüfusa sahip olan İran, etnik yönden de hassas bir konumdadır.

Bu tablo içinde, ekonomik gücü zayıflayan halkın, yönetimi hedef alan tepkisi gittikçe artarak bu günlere gelinmiştir. Bundan sonrasının, hedef ülkede psikolojik harekat uygulayıcılarının nasıl bir yöntem  izlediklerine / izleyeceklerine ve İran’ın alacağı karşı tedbirlere bağlı olarak gelişeceğini düşünüyorum. Eylemlere katılanların büyük bir bölümünün rejimi hedef alan açıklamaları ve sloganları, ABD ve İsrail’in eylemlere verdikleri destek, son olarak Trump’ın "Yozlaşmış hükümetlerini geri almaya çalışan İran halkına büyük bir saygı duyuyorum. Zamanı gelinde ABD'den büyük bir destek göreceksiniz" ifadesini kullanması, olayların sadece halkın ekonomik durumunun düzeltilmesiyle sonlanmayacağının bir göstergesidir. Geçmişte Irak ve Suriye’de yaşananlara bakıldığında bugün İran’da başlayan olaylarla pek çok benzerliklerinin olduğu görülmektedir. Hatırlanacaktır; Irak ve Suriye’de rejimin alternatifi ve arzu edilen rejimin liderleri ortaya çıkmadan başlayan halk hareketleri, başta ABD olmak üzere pek çok batı ülkesi tarafından desteklendi ve her iki ülke de bu günkü kalıplarına sokuldu. Bu ülkelerde gelinen noktaya bakıldığında; her ikisinde de kazananların Kürt gruplar olduğunu görüyoruz. İran’da da bu yöntemin uygulamaya sokulduğuna dair emareler mevcuttur. Yalnız İran, bölgenin en güçlü istihbarat teşkilatlarından birisine sahip ve askeri gücü açısından yabana atılamayacak bir ülkedir. Bu nedenle İran’da olayların tırmanması, dış desteğin açıkça kendisini göstermesi ve dış güçlerin eylemcilere vereceği her türlü destek bütün bölgeyi kaosa sürükleyebilir. Böyle bir kaos, içinde ülkemizin de olduğu bütün bölgenin ciddi şekilde etkilenmesinde ve ciddi güvenlik açığı oluşmasında önemli bir rol oynayacaktır. İran gibi zor bir ülkenin bu duruma gelmesi / getirilmesi belki de böyle bir kaos ortamının hazırlanması içindir.

İnanç, mezhep ve etnik yapı açısından bu derece çeşitliliğe sahip olan, sosyal ve kültürel yönden bu derece farklılıklar gösteren, bilimsel ve teknolojik olarak sürekli gelişen dünyada gelişmiş ülkeleri görebilen ancak onların sahip olduklarına sahip olamayan, refah seviyesi açısından kendi içinde uçurumlar olan toplumları barındıran bölgede, yönetimlerin düştüğü hatalar maalesef bölgemizi son derece huzursuz hale getirmektedir. Bölgemizde siyasi başarıyı sadece seçim kazanmak, iktidar olmayı bütün toplumun sahibi olmak olarak düşünen, iktidara geldiğinde yaşam tarzı, sosyal ve kültürel değerler dahil her şeyin kendi isteği doğrultusunda değişmesi gerektiğine inanan, halkının inanç, mezhep ve etnik yapısı üzerinden siyaset yapanların bulunduğu ülkeler her türlü istismara açık ülkelerdir. “Psikolojik harekat”, hedef ülkedeki memnun olmayan halk üzerinden yürütülen harekattır. Bu nedenle bütün siyasi yapılar öncelikle halkının refahı ve mutluluğu için çaba sarf etmeli, toplumun birlik ve beraberliğini gözetmeli, kendi siyasi amaçlarına ulaşmak için toplumun bir bölümünü asla göz ardı etmemelidir.

Askerlikte eskiden bir söz vardı: “Komutan, birliğinin yaptığı ve yapamadığı her şeyden sorumludur” denirdi. Yönetimler de kendilerini, ülkelerindeki olumlu veya olumsuz her türlü gelişmeden sorumlu hissetmelidirler. Bence, iyi yönetimler, her türlü kaynaktan gelebilecek kötülükleri öngörebilen ve zamanında tedbir alabilen, istismara açık hiçbir nokta bırakmayan yönetimlerdir. Özellikle dış güçlerin istismar edebileceği konularda hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün toplumun duyarlı olması ve yönetimine yardımcı olması da gerekmektedir. Son olarak, İran’da yaşanan bu gelişmelerin, bütün bölge ülkelerinin yönetimleri için “bir uyarı olması gerektiğini” düşündüğümü söylemeliyim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...