Ana Sayfa / 

Ankara'da bir diplomat

5.1.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Müjgan ve Dr. Akkan Suver ile Sevinç ve Engin Köklüçınar, Prof.Dr. Mehmet Ali Nevruzoğlu ile Endülüs'te…

Şöhretlerin büyük çoğunluğu o şöhreti hak ederler. Bir başka deyişle şöhretinin bihakkın sahibidirler. Hatta bazen değerleri, şöhretlerini de aşabilir, zira şöhret sahiplerinin bilinmeyen değerleri de vardır. Ama bunlar çoğu zaman tevazu loşlukları içinde kalır, gider.

Onu tanıdığımda Azerbaycan’nın şöhretli Ankara Büyükelçisiydi. Profesör Mehmet Ali Nevruzoğlu'ndan söz ediyorum.

Nevruzoğlu, Türkiye'de tanıdığım müstesna diplomatlardan birisi, belki de en önemlisiydi.

Kariyer bir diplomat değildi. Aksine önemli bir ilim adamıydı. Belki de ilim adamı oluşundan dolayı sebata, istikrara ve disipline verdiği önemle ortaya koyduğu çalışmaları, onun öne çıkmasına vesile olmuştu. İngilizlerin "self mademan", Fransızların "autodidacte" dedikleri, alanının dışında kendi kendini yetiştirmiş bir şahsiyetti.

Türkiye'de saygın bir elçilik görevi yaptı.

Türkiye'de tanımadığı insan hemen hemen yok gibiydi. Süleyman Demirel'le, Alparslan Türkeş'le, Bülent Ecevit'le, Turgut Özal'la, Tansu Çiller'le, Mesut Yılmaz'la, Hikmet Çetin'le dosttu. Doğramacı Hoca ile arkadaştı. Galatasaraylıydı. Ankara'ya Büyükelçilik Binası'nı, Azerbaycan Kültür Evi'ni kazandıran oydu.

Renkli kişiliğiýle Azerbaycan'ı Türkiye'de müstesna bir temsil kabiliyetiyle temsil etti. Elçibey'in atadığı bu büyükelçi daha sonra Haydar Aliyev'i, vefatından sonra da İlham Aliyev'i temsil etti. Ankara'da 1992-2005 yılları arasında on üç yıl büyükelçilik yaptıktan sonra İspanya'ya atandı. Orada beş yıl büyükelçilik yaptıktan sonra da yaş haddinden 2010 yılında emekli oldu. Halen Bakü Devlet Üniversitesi'nde bilim adamı olarak hizmet veren Azerbaycan'ın değerli evladı Mehmet Ali Nevruzoğlu, 2007 yılında Marmara Grubu Vakfı'nın Onur Madalyası'nın da sahibi oldu.

Kendisini tanımadan önce şöhretini duyuyor, biliyordum. Rahmetli Alparslan Türkeş bizi tanıştırdığında O, Ankara'nın bilinen, tanınan kişisiydi. O sıralarda Ankara'da Rusya Federasyonu'nun Büyükelçisi bir başka önemli adam Albert Chernichov'du. Mükemmel Türkçesi olan Chernichov kıdemli büyükelçiydi ama Nevruzoğlu'na büyük saygı gösterdiğine nice toplantı ve törende şahit olmuştum.

Süleyman Demirel de Nevruzoğlu'na büyük özen gösterirdi.

Haydar Aliyev her Ankara'ya geldiğinde önce Cumhurbaşkanı ve Başbakan'la görüşür sonra da Nevruzoğlu, O'nun kaldığı mekana muhalefet liderlerini ve önemli gördüğü şahsiyetleri tek tek davet eder ve görüştürürdü. Böylelikle Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, Türkiye'de pek çok devlet, siyaset adamını, akademisyen ve iş insanını, yüksek bürokrat ve önemli şahsiyeti Nevruzoğlu vasıtasıyla tanımıştı.

Marmara Grubu Vakfı'na başkan olduğumda Haydar Aliyev'i, İstanbul'da misafir konuşmacı olarak ağırlamakta ısrar ediyordum.

Dolayısıyla Nevruzoğlu'nu her fırsatta sıkıştırıyordum. 1998 yılında beklediğim haberi verdi. Cumhurbaşkanı'nın bize bir buçuk saat ayırdığını, bir öğle yemeği düzenleyebileceğimi bildirdi. Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'i Hilton Oteli'nde ağırladığımızda, kendileri süreyi uzattı ve dört saati aşan bir süre bizimle birlikte kaldı. Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in bu müstesna toplantısı yazılı ve sözlü medyada büyük yankı uyandırdı. Cumhurbaşkanı o toplantıda mütevazi bir şekilde; "Beni de bu Vakfa üye yapınız" dedi. Bu isteklerini arkadaşlarım ve ben, Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in "Şeref Başkanı" olması yolunda değerlendirdik. Kendilerine arz ettiğimizde, lütfedip kabul buyurdular. Ebediyete intikallerine kadar da, bu böyle sürdü.

Nevruzoğlu ile İspanya'da da beraber olduk. Endülüs'te Elhamra Sarayı'nda tertiplenen Uluslararası Kültürlerarası Diyalog Konferansı'nda konuşmacıydım. Eşim ile Engin Köklüçınar ve Eşinin de benimle beraber olduğu Endülüs seyahatimizde, Madrid'den kalkıp lütfedip geldi ve bizleri yalnız bırakmadı.

Yirmi yıldır aralıksız olarak gerçekleştirdiğimiz Avrasya Ekonomi Zirveleri'nin müdavimlerinden de olan Mehmet Ali Nevruzoğlu, döneminde Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kazakistan'ın Ankara Büyükelçileri onunla birlikte hareket ederlerdi. Söz konusu ülkelerin Büyükelçileri için O duayendi veya Türk dünyasının deyimiyle Aksakaldı.

Renkli ve o nispette de mütevazi olan Mehmet Ali Nevruzoğlu, ayaklı bir kütüphanedir de! Ünlü pek çok kişiyi tanıyan bu mütevazi insan bugün yetmiş beş yaşında ak saçlı bir Aksakaldır. Kendisine sağlıklı, mutluluk dolu nice yıllar temenni ediyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...