Ana Sayfa / 

Kışlalı; “Erdoğan istiyor, kimse değiştiremez!”

29.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, “büyük tartışmalara yol açan” iki Kanun Hükmünde Kararname (KHK) başta olmak üzere ülke gündemine giren ve iz bırakan olaylarla ilgili sorularımızı cevapladı. İşte görüşleri…

 

 

GÖZLEM – 2017 yılı bitiyor, sizce biten yılda Dünya’da ve Türkiye’de öne çıkan olaylar nelerdir?

Türkiye'de yılın en önemli olayı cumhurbaşkanlığı referandumu ve bunun sonucunda fiilen Başkanlık sisteminin gelmesi oldu. Bunun yanı sıra Türkiye ile önce Hollanda'da başlayıp Almanya'ya sıçrayarak gelişen olaylar sonucunda AB arasında, sonra da Kuzey Suriye'deki gelişmelerin ardından ABD arasında iplerin kopma noktasına gelmesi önemli gelişmelerdi. Yine içeride yılbaşı sabaha karşı erken saatlerde 39 kişinin ölümüyle sonuçlanan İŞID eylemi de dahil yaşanan terör saldırıları 2017'nin öne çıkan olayları arasında idi. Yurt içindeki diğer önemli olaylar arasında şunlar sayılabilir: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü. Temel Eğitimden Orta Eğitime Geçiş (TEOG) sınavının kaldırılması. Erdoğan'ın başta Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ve İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş olmak üzere çok sayıda belediye başkanını istifa ettirmesi. Meral Akşener önderliğinde İYİ Parti'nin kurulması. Çok sayıda AKP'li bakan ve devlet görevlisine rüşvet verdiğini açıklayan Reza Zarrab'ın tanıklığında, Amerika'da devam eden davanın Erdoğan'ı hedefleyen bir görüntüye dönüşmesi. CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun, Erdoğan'ın yakınlarının vergi cenneti Man adasına 15 milyon dolara yakın meblağda para gönderdiklerine ilişkin belgeleri açıklamasının yarattığı tartışmalar. Türkiye'nin Kanun Hükmünde Kararname'ler ile yönetilen bir ülke haline gelmesi ve son bir KHK ile sivillere "teröre karşı silahlanma ve eylem yapma" izni verilmesi. Dünyadaki en önemli olay ise ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etmesi ve buna bağlı yaşanan gelişmelerdi. Bununla beraber Suriye ve Kuzey Irak'taki IŞİD tehlikesinin görece bertaraf edilmesi de önemli olaylardan oldu. Dünyada yine başta ABD destekli Suudi Arabistan olmak üzere çok sayıda Arap ülkesinin Katar ile ilişkilerini askıya alması, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Lideri Mesud Barzani'nin bağımsızlık için referanduma gitmesi ve sonrasında görevi bırakması da kayda değer olaylar arasında yer aldı.

 

GÖZLEM – Sizce, 2017’de Dünya’da ve Türkiye’de “yılın adamı” kimler olabilir?

Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Trump.

 

GÖZLEM – 2018 yılı için düşünceleriniz; Türkiye için 2017’den daha iyi olabilir mi? Ekonomi / siyaset / liderler bu ümidi verebiliyorlar mı?

Gösterilen işaretlere bakılırsa, 2018 Erdoğan ve AKP'nin rejimi iyiden iyiye kontrol altına alma yılı olacak. Bunun ilk işaretini halka "teröre karşı silahlanma ve eylem yapma" izni veren KHK ile verdiler. 2018 ülkede KHK ile yönetim stratejisinin parlamenter demokrasi sistemi yerine geçme yılı olacak. Ekonomide özellikle artan vergilerle dar gelirliler için zor bir döneme giriliyor. Yıl içinde bekledikleri gelirlerin gerçekleşmeyeceği ve masrafların artacağı görüntüsünün ortaya çıkması üzerine hükümet, yeni gelirler sağlamak adına özellikle vergileri arttırma yoluna gidiyor.

 

GÖZLEM – Son iki Kanun Hükmündeki Kararname ve başlayan, “giderek sertleşen” etki / tepki tartışması konusunda görüşünüz? İktidar kanadından “sadece 15 Temmuz gecesi ve ertesi sabahı ile ilgili” açıklamaları yapılan ve “değiştirilmeyecek” denilen maddenin “hukuk dili” bakımından “net olmadığı, muğlak olduğu, ucunun açık olduğu ve her tarafa çekilebileceği”, özellikle de “başka türlü yorumlayacak siviller tarafından hatta ölümle bitecek şiddeti de beraberinde getirebileceği” iddia ediliyor; ne diyorsunuz?

 

Bu iddia oldukça geniş çevrelerce yapılıyor. Abdullah Gül gibi muhafazakar siyasetçilerden en sözü dinlenir hukukçulara kadar geniş bir kesim bu düzenlemeyle ilgili endişe ifadelerini kullandı. AKP'li yöneticiler her ne kadar bu düzenlemenin 15 Kasım ile 16 Kasım sabahını kapsadığını iddia etseler de, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'ün KHK'daki “15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin” ifadesine “16 Temmuz sabahına kadar” ibaresinin eklenmesi değişikliğine ihtiyaç olmadığını açıklaması ve buna "Son aşamada kararı yargı verecek" gerekçesini getirmesi, bu düzenlemenin bundan sonraki olayları da kapsayabileceğini ortaya koyuyor.

 

GÖZLEM – Kuruluşları, aktiviteleri konusunda “endişe yaratan tartışmalar olan” SADAT gibi grupların ve “Özel Hareket Derneği” gibi kuruluşların mensuplarının, “bu ‘muğlak ve ucu açık’ kararnameyi kendi anlayışlarına göre başka türlü yorumlamaları ve sokağa inmeleri mümkün hâle geldi” eleştirileri konusundaki görüşünüz?

Çok geniş çevrelerce yapılan bu eleştirilere katılıyorum. Eline silah alan kişinin, bir terör tehdidi gördüğü iddiasıyla istediğini öldürebileceği bir düzenin oluşturulacağı kaygısı doğdu.

 

GÖZLEM – Sizce, büyük tepki alan ve CHP’liler İYİ Partililer, HDP’liler bir tarafa, AKP Kurucusu ve 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bile “696 sayılı KHK'nın yazımındaki hukuk diliyle bağdaşmayan muğlaklık, hukuk devleti anlayışı açısından kaygı vericidir. İlerde hepimizi üzecek olaylara ve gelişmelere fırsat vermemek için gözden geçirileceğini ümit ediyorum” ifadesiyle eleştirdiği, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun “Kararnameyi inceleyince dehşete düştüm. İnsanlar sokakta birbirinin kafasına sıkacak” dediği bu kararnamenin “yeniden yazılımını reddeden” ama “ülkenin içine düştüğü iç ve dış büyük sorunlar için” durmadan “birlik beraberlik çağrıları yapan” iktidar ne yapmak istiyor?

Erdoğan bir tedbiri onaylıyorsa, buna karşı durmanın bir imkanı yok bu günkü durumda. Dolayısıyla bu iktidardan ya da hükümetten ziyade bizzat Erdoğan'ın istediği bir düzenleme olsa gerek. Ülkenin durumundaki kötüleşmelere ve gerilemelere bakarak, şimdi uzak bir ihtimal gibi gözükse de, gelecekte kendisini güç duruma sokacak bazı olasılıkların şimdiden önlemini almaya çalıştığı izlenimi veriyor.

 

GÖZLEM – Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, kararnameler konusundaki tepkilere karşı ilk açıklamasında “Metindeki ifadeler değiştirilebilir” dedi, ama büyük tepkilere ve Adalet Bakanı başta, AKP’deki “uzlaşma yanlısı” açıklamalara karşı, Başbakan Binali Yıldırım, “Bu konuşmaların hepsi boş konuşmalardır, onu açıkça söyleyeyim. Hiçbir düzeltme yapılmayacak, dilinde falan da bir sorun yok” açıklamasını yaptı. “Bu açık çelişki” konusundaki görüşünüz?

Görüşüm; Başbakan'ın Erdoğan ile herkesten daha yakın olduğunun açık işareti. Adalet Bakanı'ndan ziyade Başbakan Erdoğan'a yakın. Erdoğan'ın ne istediğini bildiğini, bu kararın Erdoğan'dan tam destek aldığını gösteriyor. Zaten bu durumun böyle olduğu, sonradan Adalet Bakanı Gül'ün de, AKP'li Burhan Kuzu'nun da ifadelerini hızla değiştirmelerden anlaşılıyor.

 

GÖZLEM – MHP Genel Başkanı ve yöneticileri, “daha önce bu konulardaki sert muhalefetlerini unutarak”, bu defa “kararnamelere büyük destek verdiler. Hatta Devlet Bahçeli, karşı çıkanları “FETÖCÜ” ilan etti. Ne var ki, bu açıklamalardan iki gün sonra MHP İstanbul Milletvekili Attila Kaya, “kararnamelere sert tepki koydu” ve “Hukuk devletinin tabutuna son çivinin çakıldığını” belirtti; görüşünüz?

Bahçeli'nin artık her tür iktidar kararına destek olduğunu bilmeyen kalmadı. Sebebi de MHP'nin bir sonraki seçimlere AKP listelerinden girmek istemesi. Bu sebeple MHP içinde karşı görüşlerin seslendirilmeye başlaması doğal.

 

GÖZLEM – MHP İstanbul Milletvekili Attila Kaya, “Tek Tip” kıyafet konusunda da “12 Eylül döneminde, benim de aralarında olduğum tutuklu ülkücülere tek tip kıyafet giydirdiler. Çok sert tepki göstermiştik. İlk giydiğimiz zaman yarattığı psikoloji çok derin oldu. Kendi ölçümüzde bir direncimiz, direnişimiz vardı. Cezaevi uygulamaları, sorgulama sırasında işkencelere karşı belli ölçülerde bir direniş sürecinden gelmiştik. Ama o elbiseyi giydiğim zaman tüm bedenimi sanki teslim alınmış gibi bir duygu kapladı” dedi. Tek tip elbise konusunda görüşünüz? Kaya, hükümetten gelen “Toplum istiyor” açıklamasına karşı, “Çocuk istismarcılarına karşı istemiyor mu?” diye sordu, görüşünüz?

Son KHK ile hapishanelerde terör davalarından yargılananlar için tek tip elbise giyme zorunluluğu getirilmesine karşı yapılan bu haklı bir eleştirinin sebebi açık; uygulamanın tüm hükümlüler için geçerli olmaması. 

 

GÖZLEM – Çok kritik ve büyük endişe yaratan bu kararnameler yürürlüğe girerken, OHAL sürecinde bugüne kadar çıkarılan 30 KHK’den sadece 5’i Meclisten geçti. 2’sinin zamanı var, 23’ünde Anayasa’nın 128’inci maddesi “yok” sayılıyor. Maddede, “Anayasanın 121 ve 122’nci maddeleri gereğince çıkarılan ve TBMM’ne sunulan KHK’ler, Anayasanın ve İçtüzüğün ‘Kanun tasarı ve Tekliflerinin görüşülmesi’ için koyduğu kurallara göre ancak, komisyonlarda ve genel kurulda diğer KHK’lerle kanun tasarı ve tekliflerinden önce, ivedilikle en geç OTUZ gün içinde görüşülür ve karara bağlanır. Komisyonlarda en geç YİRMİ gün içinde görüşmeleri tamamlanmayan KHK’ler, TBMM Başkanı tarafından doğrudan doğruya Genel Kurul gündemine alınır”; deniyor. Görüşünüz?

Cumhuriyet Gazetesi’nde okudum; 17 ayda çıkarılan 30 KHK ile 369 yasada 1125 madde değiştirildi. KHK'ların Meclis'te tartışılmadan OHAL sonuna kadar yürürlüğe sokulmasının nedeni, iktidarın bu KHK'lar ile getirdiği düzenlemeleri Meclis'te ve dolayısıyla kamuoyunun önünde tartışmak istememesinden kaynaklanıyor. Bu da, diğer pek çok konuda olduğu gibi parlamenter demokrasi sisteminden uzaklaştığımızı, bu sistemi terk etmeye doğru gittiğimizi gösteriyor.

 

GÖZLEM – Bir İmam Hatip Lisesi’nde bir felsefe  öğretmeni “Kız öğrencilerin, beden eğitimi derslerine katılmalarının ve eşofman giymesinin erkekleri tahrik edici olduğunu” belirterek “Bu zinadır. Etkilenmeyenin ya erkekliği yoktur ya da imanı” şeklinde özetlenecek tweetler attı. Okul Müdürü ve yardımcısının “önemli olmadığı” yönündeki tutumlarına karşı, Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma açtı ve öğretmeni açığa aldı. Ama “soruşturmaya rağmen” öğretmen “görüşünde ısrar etti”. Benzer olaylar ve benzer öğretmenler, benzer yöneticiler gün geçmiyor ki, gazetelere haber olarak düşmesin. Adeta “ahvali adiye” durumuna geldi. Milli Eğitimimiz nereye götürülüyor ve çocuklarımız, gençlerimiz kimlere emanet ediliyor; ne yapılmalı?

Bu iktidar ve zihniyeti yönetimde olduğu sürece yapılacak şeyler ve etkileri maalesef çok sınırlı olacaktır. Bu havanın yayıldığı ve uygulanmak istendiği okullardaki öğrenci velilerinin örgütlenmesine çalışmak lazım. Bunu muhalefetin üstlenmesi gerekir.

 

GÖZLEM –  Trump’un, “Kudüs kararı” konusunda Birleşmiş milletlerde ve Güvenlik konseyinde yediği “oylama tokadı” için ne diyorsunuz?

Demokratik örgütlenme yöntemlerini her yerde desteklemek lazım. Burada 180 BM üyesine hitap edip, bunların önemli bir bölümünü yanına alabiliyorsan, bunun başka konularda da yapılabileceği ortadadır. Trump'ın yediği tokat, bu yöntemin başka alanlarda da kullanılabileceğini gösteriyor.

 

GÖZLEM – “Kudüs kararı” konusunda Arap ülkelerinin “AB ülkeleri kadar bile” bir beraberlik göstermediği, tepki koyamadığı görüşleri var, sizin yorumunuz?

Buna şaşmamak gerek çünkü Arap ülkelerin çoğu, İsrail'den ziyade İran tehlikesinden çekiniyor ve ABD'nin güdümü, koruması altında. Onun için ABD'nin bu kararına ancak göstermelik yanıt verebildiler.

 

GÖZLEM –  Amerika basınını izleyebiliyorsunuz. Adı da değişen “Zarrab” davasının geldiği nokta konusundaki görüşünüz; nasıl bir karar çıkabilir?

Amerikan yönetiminin istediği bir karar çıkacağına şüphem yok. Çünkü konuyu destekleyecek verilerin toplama olanağı, istihbaratından diğer kurumlarına kadar ABD yönetiminin elinde. Bunları kendi çıkarı için kullanmayacak da kimin için kullanacak?

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...