Ana Sayfa / 

Ekonominin paratonerleri!

10.11.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomide işler maalesef iyi gitmiyor. Ne kadar gözlerden kaçırılmaya ve gündemden uzaklaştırılmaya çalışılırsa çalışılsın; halkın, vatandaşın önceliği yine de ekonomi oluyor.

Öyle ‘cambaza bak’ türü yapay gündemlerle, kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı söylemlerle halkın dikkati başka yönlere çekilmek istense de, güneş balçıkla sıvanmıyor! Ekonominin acımasız gerçekleri, her gün hayatın içinde kendini gösteriyor.

Kış aylarına girilirken, ekonomik durumla ilgili endişeler, kaygılar artıyor. Öyle anlaşılıyor ki bu kış ve önümüzdeki 2018 yılı, başta dar gelirli vatandaşlarımız olmak üzere, halkımız için çok zor geçecek.

Halkın geniş kesimleri, günlük hayatın içinde bin bir türlü zorlukla uğraşırken; ekonominin içinde bulunduğu güç durum da, kendini rakamlarla ele veriyor.

 

Ver coşkuyu!

 

Siyasal iktidar her ne kadar ekonomi ile ilgili pembe tablolar çizmeye çalışsa da, vatandaş çarşıda pazarda bizzat görüp yaşayarak ekonomik gerçekleri test ediyor. Ekonomiden sorumlu yetkililerin iyimser demeçleri de vatandaşı ancak acı acı gülümsetiyor. Hele ekonomiden sorumlu bakanın ‘ekonomi coşmuş durumda’ sözleri; işsizlikten, hayat pahalılığından bezmiş vatandaşa, bir yandan ‘bu nasıl coşma’ dedirtirken, bir yandan da  ‘ver bakalım coşkuyu!’ sözcükleriyle karşılanıyor.

Enflasyon 9 yılın zirvesini gördü. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre ekim ayında enflasyon oranı yüzde 2,08 arttı. Yıllık artış ise yüzde 11,90 ile 2008’den beri en yüksek seviyeye ulaştı. Son günlerde çarşıyı pazarı dolayısıyla vatandaşı doğrudan etkileyen fiyat artışlarının başında akaryakıt zammı geliyor. 5 gün içerisinde 2 kez yapılan akaryakıt zammı, piyasada iğneden ipliğe hemen her ürüne yansıyor. Bu yazı hazırlanırken benzine gelen üçüncü zam ise, tam anlamıyla işin tuzu biberi oldu!..

Ulusal ve uluslararası ekonomik göstergelerde de ülkemiz ekonomisi giderek kan kaybediyor. Enflasyon, dış ticaret açığı, dövizdeki artış, işsizlik rakamları, adeta alarm veriyor. Merkez Bankası, enflasyonla ilgili beklenti rakamlarını yine yükseltmek zorunda kaldı. Dış ticarette ise yalnızca ihracattaki artıştan söz ediliyor. Evet, ihracatta artış var, ama ithalatta daha büyük artış var. Buna bağlı olarak dış ticaret açığındaki yükseliş ekim ayında da sürdü. Dış ticaret açığında eylüldeki yüzde 85'lik artıştan sonra ekim ayındaki artış da yüzde 74,85'i buldu. 

 

Türkiye Varlık Fonu

 

Son dönemde, Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları tartışılırken, üzerinde önemle durulması gereken iki konu öne çıkıyor. Bunlardan birisi Türkiye Varlık Fonu (TVF), diğeri de Kredi Garanti Fonu (KGF).

Siyasal iktidar ve ekonomi yönetimi tarafından bir bakıma ‘ekonominin paratonerleri’ olarak düşünülüp sunulan bu iki araç, ekonomi için gerçekten paratoner işlevi görebilir mi? Gelin bu konuyu birlikte tartışalım. 

Öncelikle belirtelim, VF örnekleri bütçe fazlası veren ülkelerde görülür. Gelir fazlasını değerlendirmek ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla kurulur. Biz de ise tam tersi bir durum var. Bu fondan neyin murat edildiği hala tam olarak anlaşılmış değil. Darbe girişimi sonrasında torba yasa ile kurulan TVF marifetiyle; denetim dışı kalacak paralel bir bütçe ve hazine yapılanmasına gidilmek istendiği, böylece siyasal iktidara hareket serbestliği sağlanmaya çalışıldığı anlaşılıyor. Ancak daha birinci yılında başkanının görevden alınmış olması ve halen yeni atama yapılmaması, hedeflenenin sağlanamadığının da somut göstergesi.  

 

Kredi Garanti Fonu

 

KGF, ekonomi yönetiminin piyasadaki durgunluğu canlandırmak adına gündeme getirdiği bir uygulamaydı. KGF üzerinden destek verilerek, piyasaya kredi pompalandı. Bankacılık sistemi korumaya alındı. Bu uygulamanın geçici bir çözüm olacağı düşünülüyordu. Ancak geçtiğimiz günlerde Başbakan Binali Yıldırım, KGF uygulamasının kalıcı olacağını açıkladı. Üstelik, tam da Merkez Bankası Başkanı’nın enflasyon beklentisi rakamlarını revize ettiği gün!.. MB Başkanı, kredi genişlemesinin normale döneceği ve enflasyon üzerindeki baskısının azalacağını ileri sürerken, Başbakan da uygulamanın devam edeceğini söyleyerek MB’nın yaklaşımını gölgeliyordu.  

Aslında KGF ile yapılan, bir anlamda taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışmak. Bu yöntemle, piyasayı canlandırmanın sürdürülür kılınması zor görünüyor. Asıl sorun da, 2018 yılının ortalarına doğru kredi geri dönüşlerinin vadesi geldiğinde ortaya çıkacak. Bir başka önemli sorun da, Sayıştay raporlarına göre, KOSGEP üzerinden dağıtılan faizsiz 50’şer bin liralık kredilerin yüzde 65’inin hak sahiplerine ulaşmadığı gerçeği…

Ekonomi için paratonerlik yapması düşünülen bu fonların, ekonominin ateşinin daha da yükseleceği önümüzdeki dönemde nasıl sonuçlar vereceğini, hep birlikte göreceğiz.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...