Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Hayalleri vurmayın!..

10.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bugünlerde ülkemizde önemli bir sorun yaşanıyor. Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ile Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) giren yüz binlerce öğrenci ile onların aileleri, adeta isyan halindeler!..

Bu sınavlarda açıkta kalan ya da arzu ettikleri eğitim kurumlarına yerleşemeyen çocuklarımız, gençlerimiz, hayallerini yitiriyorlar. Bir bakıma gelecekleri ellerinden alınıyor. Onların aileleri de çaresizlik içinde, bu yapılan uygulamalara kahroluyorlar…

 

Ekonomiden sonra eğitim de vurgun yedi! 

Ülkemizin temel meseleleri arasında, ekonomi ile eğitim alanlarında yaşananlar, en başat gündem maddelerini oluşturuyor. İkisi arasında önemli ölçüde ilişki ve bağ var. Birbirlerini alabildiğine etkileyip tetikliyorlar.

Uzun süredir eğitimciler, veliler ve öğrenciler, eğitim alanında yaşanan kaosa, yanlışlıklara dikkat çekip; yaşadıkları sıkıntıları dile getiriyorlardı. Ama ülkenin bunca yoğun gündemi ve karmaşası içinde, sesleri yeterince yankılanmadı ve ses bulmadı. Yalnızca, sorunu bizzat yaşayan eğitimcilerle, okul ve sınav dönemi içinde bulunan öğrenciler ve velileri, konunun farkındaydı. Ama bu sınav döneminde ortaya çıkan tablo, işin vahametini ortaya koydu. Yaşananlar, tam anlamıyla eğitimin vurgun yemesiydi. Aslında vurgun yiyen çocuklarımız, gençlerimiz ve onların gelecekle ilgili hayalleriydi!..

 

Eğitimin enkazı!

Konunun uzmanları, yapılan son LGS sınavı sonucunda, çok sayıda öğrencinin yanlış yerleştirildiğini, on binlerce öğrencinin de açıkta kaldığını ifade ediyorlar. Buna karşın, her gün sayısı çoğalan imam hatiplerde büyük bir çöküş yaşanıyor, kontenjanlar boş kalıyor.

YKS’de de durum çok farklı değil. Üniversite giriş sisteminin ilk sınav sonuçlarında, sayısalcıların yüzde 65’i, sözelcilerin yüzde 25’i baraj altında kaldı. 511 bin genç elendi, 41 bin öğrenci sıfırın altında kaldı. 

Aslında bu sonuçlar, uzun süredir, eğitimde yaşanan depremin doğal bir sonucu. Eğitimimiz hemen her alanda dip yaptı ve ortaya büyük bir enkaz çıktı. Bu enkaz, eğitimin ama aynı zamanda o eğitime yön veren siyasal iradenin ve sorumluluk taşıyan siyasetçilerin, idarecilerin enkazıydı.

 

İmam hatip ve özel okul dayatması

Eğitimde işlerin bu ölçüde sarpa sarmasını ve sonuçta ortaya büyük bir enkaz çıkarmasını, tüm yönleriyle irdelediğimizde; temel sorunun, son dönemlerde izlenen eğitim politikaları olduğunu görüyoruz. 16 yıldır işbaşında olan siyasal anlayış, milli eğitime ve ülkenin geleceğine, kendi biçtiği gömleği giydirmek istiyor. Bu politikanın dayanaklarını ve araçlarını da, imam hatipler ile özellikle kendi kontrollerindeki özel okullar oluşturuyor.

 

Eskiden hemen her semtte devlet liseleri vardı. O semtin çocukları, gençleri, ailelerine büyük yük getirmeden, buralarda rahatça okuyabilirlerdi. Örneğin bizler, cumhuriyet değerleri ile donanmış, çağdaş ve laik eğitim veren kamusal okullarda okuyup yetiştik.

Geçenlerde, doğup büyüdüğüm ve çocukluğumun geçtiği Alaşehir’de, mezun olduğum 19 Mayıs okulunun önünden geçerken; oranın da imam hatibe dönüştürüldüğünü üzülerek gördüm. Bu uygulamalar ülkenin ihtiyacı mıdır? Bu kararlar neye göre alınır? Bir zamanlar hemen her ilçede ve semtte var olan kamu okullarına ne olmuştur? Gerçekten de eğitimde olup bitenleri anlamak ve kabullenmek mümkün değil. 

 

Ekonomi - eğitim ilişkisi

Ülkemiz genç bir nüfusa sahip. Aslında bu durum, genel olarak nüfusun yaşlandığı günümüz dünyasında, önemli bir üstünlük. Ama bu üstünlüğümüzü acaba yeterince değerlendirebiliyor muyuz? Çocuklarımızı, gençlerimizi, bilimin ve çağdaş eğitimin aydınlığında yetiştirebiliyor muyuz?

Eğitim gibi dibe vuran ekonomimizin de aslında benzer yapısal sorunları var. Ekonomideki en önemli meselelerimizden biri de, katma değeri yüksek ürün yetiştirememek, Bunu başarabilmek için, öncelikle iyi yetişmiş ve ülkesinin yönetimine, geleceğine güven duyan gençlere, insan gücüne ihtiyacımız var.

Bizim kuşak, bir zamanların gençlik önderi Harun Karadeniz’in ‘Eğitim Üretim İçindir’ kitabını okuyarak ve her daim Köy Enstitüleri’nin hikâyesini dinleyerek, inceleyerek yetişti. Bugünün dünyası elbette bambaşka ihtiyaçları önümüze getiriyor. Ama endüstri 4.0, yapay zekâ, teknoloji, bilişim, iletişim ve yazılım alanlarındaki gelişmeleri ekonomiye, hayatımıza kazandırmak da, çağdaş ve laik bir eğitimle gerçekleşecek. İşte bunun için; çocuklarımızın, gençlerimizin hayallerini, yaratıcılıklarını yok etmeyin diyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test